vesile-özdemir1

VESİLE ÖZDEMİR

KÖŞE YAZISI

 

Yazıma başlarken ''RAKAMLAR'' başlığını atmam gerektiğini düşündüm, evet rakamlar bize kısa yoldan da olsa bir durum tespiti yapma olanağı verir; her ne kadar rakamların yüzlerinin soğuk ve duygusuz olduğunu bilsem de. 2019 günlerinin takvimden yaprakları düştü. 2020'den gün almaya başladık.

Sahi biz kadınlar için 2019 nasıl geçti?

Maalesef 11 ayda en az 430 kadın öldürüldü! Biraz daha geriye gidersek, Son 17 yılda şiddete maruz kalıp katledilen kadın sayısı 15 bin 34. Bu oran ise son 15 yılda yüzde 428 artmış. Bu katliamların Emine Bulut'un çığlığında duyduk: ''Yaşamak istiyorum!” 20 yaşında hayatının baharında Ordu'da Ceren Özdemir'in bir psikopatın bıçak darbeleriyle hayattan kopartılmasında duyduk. Şule Çet’in tecavüze uğrayıp, balkondan atılmasında duymuştuk.

Ve böyle binlerce savunmasız kadının çığlıkları birbirine karışmaya devam ediyor. Her kadının hayat hikâyesinde bir şekilde şiddete maruz kaldığı gerçektir.Bu fiziksel, ekonomik ya da psikolojik şiddet; şekli ne olursa olsun her koşulda ''Darbe'' alan yine kadındır! Peki, bu kadınların çocukları? Bu şiddete, cinayetlere en yakından yine tanık olan çocuklardır. Eşinden, sevgilisinden, kızından, kız kardeşinden öç aldığını zanneden eşler, babalar, abiler katlettiğiniz bir tek eşiniz, sevgiliniz, kardeşiniz değil; o savunmasız kadının geride bıraktığı ÇOCUKLAR'dır! Bu durumun tarifi de bana göre toplumsal bir KIYIM’dır! Evet, yazımın başlığını ‘Rakamlar’ olarak atmıştım; rakamlar, SOĞUKTUR. Çoğumuz rakamlara şöyle bir bakar geçeriz, çok da yorum yapmayız ama şunu söyleyen de çok olur: ''O saatte orada ne işi vardı?'', ''O da mini etek  iymeseydi…'', ''Canım, kadın da boşanmak istiyordu!'', ''Namuslarını kurtardı abi.'', ''Töremize karşı çıktı.'', “Akşam yemeği yapmamıştı!'… Toplum öldüren için hafifletici sebepler aramaya devam eder. Bilmez ki TOPLUM aslında kendi kendini insani yönden de bitiriyordu.

Peki, kadınların can güvenliğini koruma adına DEVLET ne yapıyordu? Kendi hukuk sistemimiz içinde koruyucu önlemler var elbette ve ayrıca Türkiye'İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'ni imzalayan ilk ülkedir. Peki, nedir bu İstanbul Sözleşmesi? Kısa bir özet yaparsak; “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan ve İstanbul’da imzalanmış olması sebebiyle İstanbul Sözleşmesi olarak anılan bu sözleşme 11 Mayıs 2011’de imzaya açıldı... İstanbul Sözleşmesi şiddetin en baştan önlendiği bir toplum yaratmak için, şiddet tehdidi varsa kadınları ve çocukları etkin bir biçimde korumak için, bir zarar meydana geldiyse etkili kovuşturma ve cezalandırma süreci yürütmek için ve kadınları güçlendirecek politikalar inşa etmek için devlet kurumlarına somut görevler veriyor. Buna rağmen Eskişehir’de kocasından boşanan Ayşe Tuba Arslan’ın savcılığa 23 kere suç  uyurusunda bulunmasına rağmen, Arslan eski kocası tarafından öldürülmüştü... Maalesef kadınların İMDAT çığlıklarını devlet en son duyanlardan... Yaşam hakkı KUTSAL’dır ve DEVLET her bireyin yaşam hakkını korumakla mükelleftir... Dileğim 2020 bu acı tablo ve rakamların verilmediği bir yıl olur. 

Saygılar…