ASDASODJA

ÖZEL HABER

 

 

 Ataşehir’de gerçekleşen “Kadınsan Yaparsın Şenliği”  40 farklı kadının stantlarıyla renklendi.  Kadın üreticilerin hâkim olduğu şenlikte finans dünyasında yıllarca çalışmış kadınlar olduğu gibi, ev ekonomisini yöneten kadınlar da yer aldı. Adını yazar Tuba İlze’nin “Kadınsan Yaparsın” yönetim kitabından alan şenliğin baş rolünde kadın üreticiler vardı. Birçok farklı ürününün bir araya geldiği “Kadınsan Yaparsın Şenliği”nde  Bergama zeytinyağından, cama, seramikten, keçe tasarımlarına kadar birçok ürünle  40 kadın üretici stant açtı.

Şenlikte üreticiden tüketiciye felsefesinin hâkim olması ve şenliğin gelirinin yüzde 10’unun Koruncuk Vakfı’na aktarılması kadın üreticinin toplumsal yükselişi sağlayan bakışını ortaya koydu. 

Şenliğin bir nevi isim annesi de olan yazar Tuba İlze ile ‘Kadınsan Yaparsın Yolculuğu’, Servet Derya Değerli ile ‘Rüya ve Astroloji’ , Betül Beyaztaş ile ‘İlm-i Sima’ ve Sibel İnan  ile ‘Oyunbozan Bağırsak’ ve Tuba İzle'Nin hayatına dokunduğu kadınlarla  Ataşehir’de Gündem okurları için söyleşi gerçekleştirdik: 

 

 

“HAYAT DERSİ VE TECRÜBESİ OLDU”

 

 

 Uzun yıllar Dünya Gazetesi'nde işletme yönetimi sayfaları hazırlayan, köşe yazarlığı yapan ve yönetim alanında uzman Tuba İlze,   kadınlarla bir araya gelişini şöyle anlattı: "Gazeteciliğe başlarken yönetim ve finans hazırlık programlarında  eğitmenliğe  başlamıştım. Bir dönem de İŞKUR'un meslek edindirme kurslarında eğitmenlik yaptım ve burada eğitim verirken bir kadınlar sınıfım oldu. Kırka yakın kadınla bir buçuk ay vakit geçirdim. Benim için farklı bir kitleydi çünkü eğitime ulaşamamış kadınlar vardı. Benim için de hayat dersi ve tecrübesi oldu."

 

(Kadınsan Yaparsın kitabının yazarı Tuba İlze)

 

“BİR GÜN ESNAFLARI KADIN OLARAK HAYAL ETTİM”     

 

Kadından Yaparsın kitabının yazarı Tuba İlze, "İnsan fark etmeden taşlar dizilmiş oluyor." diyerek kadınların gücüne yönelik çalışmalarının bir hayalle başladığını belirtti. Tuba İlze: "Bir gün evden dışarı çıktım ve her türlü esnafın olduğu Kuyubaşı'nda yürürken bir anda gözümde bir hayal canlandı: 'Nalbur dükkanının önüne sandalyesini atmış oturan bir kadın, kuruyemişçi önünde leblebi kavuran bir kadın.' Yüzümde güller açtı. Ama Kadıköy gibi kadının o kadar hayatın içinde olduğu ve o kadar esnafın olduğu bir mahallede olmama rağmen hiç kadın esnaf olmadığını fark ettim. Sadece marketteki kasiyer kızlar ve kuafördeki manikür ve pedikür yapan kuaför vardı. Dedim ki; 'Yüzün bu kadar güldü madem neye odaklanacağın belli oldu.' 

 

“HEM EVİ HEM DE İŞİ NASIL İDARE EDECEĞİMİ BİLEMEDİM “

 

Daha önceki yazılarını tasnif edip bir araştırma yaptığını ve iş kurmuş olan ya da kurma cesareti bulamamış olan kadınlara 'Sizi geride tutan unsurlar neler oldu?' sorusunu yönelttiğini söyleyen Tuba İlze, “Kadınlardan şu üç cevabı aldım:  ‘Ailem cesaretimi kırdı.’,  ‘Tek başıma altından nasıl kalkacağımı bilemedim.’, ‘Hem evi hem de işi nasıl idare edeceğimi bilemedim.’” dedi.

 

'İHMAL EDEN OLMAKLA SUÇLANMA' RİSKİ

 

Bu yanıtların ilk ikisinin kadın ve erkek için aynı olduğunu fakat üçüncü şıkkın kadını biraz erkekten ayırdığını söyleyen Tuba İlze, şöyle konuştu: “Kadın da tıpkı erkek gibi bir girişimcilik riski üstleniyor. Bir iş kuruyorsun, sermaye yatırıyorsun, hayal kuruyorsun. Kadın, 'İhmal eden olmakla suçlanma' riskini de üstleniyor. Çünkü çocuğu, evi ve sosyal çevreyi aynı şekilde idare etmesi bekleniyor. Erkek işiyle uğraşırken ' Çocukların ödevi yapıldı mı? Ne yemek yapsak?' gibi noktaları düşünmüyor. Bunlardan birinde bile işler kötü gitmeye başladığı zaman, 'bak işte bu işlerle uğraştın böyle oldu' serzenişini duyma ihtimali var kadının.  Bu da kadını daha geri planda tutabiliyor.”

 

 

(Tuba İlze)

 

“KADINLAR EVDE KÜÇÜK BİR ŞİRKET ÜRETİYOR ZATEN”

 

Karşılaştığı kadınların içerisinde profesyonel kariyerine sahip, iş kurma düşüncesi olmuş ama adımını atmamış kadınların da olduğunu söyleyen Tuba İlze, “Kadınlar evde küçük bir şirket üretiyor zaten. Kadın, üretken bir varlıktır. Ya salça ya reçel üretiyor ya da örgü örüyor. Önemli olan bu üretimi duvarların dışarısına çıkarabilmek. 1 Aralık 2016'da 'Kadınsan Yaparsın' buluşmaları yapmaya başladım. İstanbul, Bursa Antakya gibi farklı şehirlerde yetmişin üzerinde kadın buluşmaları yapmaya başladım. Ürün satmak istediklerini söylediklerinde iş farklı bir şeye evrilmeye başladı. İki sene önce Kadıköy'de 'Kadınsan Yaparsın' şenliği yaptım. Bir arada olmak ve dayanışmanın gücü insanlar için motivasyon kaynağı oluyor. Standlar arasında beraber işler üretenler de oluyor. Farklı noktalarda yaptık, bu sefer de Ataşehir Draft bize kapılarını açtı. Sosyal medya ve marka yönetimi ile ilgili de eğitimler yapıyoruz.” dedi.

 

"AVUKATTAN MALİ MÜŞAVİRE KADAR ÇOK FARKLI İŞLER YAPAN KADINLAR VAR"

 

Finans dünyasının insanı yorduğunu bu nedenle bu hayattan sıyrılan kadınların güzellik, kişisel gelişim, çini veya seramiklerle ilgilendiklerini söyleyen Tuba İlze, “Bu grupta avukattan mali müşavire kadar çok farklı işler yapan kadınlar var. Her şehrin WhatsApp grupları var. Bağımsız bir organizasyon olduğu için yalnızca bir toplantıya katılınca cüzi bir ücret gerekiyor. Samimiyete önem verdiğimiz için böyle yaptık.” ifadelerini kullandı.

 

 

Genellikle 35-65 yaş aralığında insanların katılım sağladıklarını söyleyen Tuba İlze, “ Toplantıları akşam yapmaya çalışıyordum önceden çünkü profesyonel hayatta devam eden ama çıkmak isteyen insanlar var ve cesarete ihtiyaçları oluyor. Genellikle kariyer değiştirme kararını vermiş ya da çocuk nedeniyle ara vermiş  ama bu son şansı olarak bir şey yapmayı düşünenler, emekli olanlar ve üretmek isteyenler de aramızda oluyor.” şeklinde konuştu.

 

“KADINLARIN ÜZERİNDE O KADAR SORUMLULUK VAR Kİ  ADIM ATILMIYOR”

 

En önemli noktanın üretkenlik olduğunu söyleyen Tuba İlze sözlerine şöyle devam etti: “Ben de dönüştüm bu süreçte. Önceden gazeteciydim ama süreçte öğrendiklerimle sosyal girişimciye dönüştüm. Hepimizin ortak noktası 'girişimin herkesin zaman zaman kendini çok yalnız hissettiği' bir süreçten geçiyor olmak. Bu nedenle bu tip örgütlenmeler insana çok iyi geliyor ve yalnız olmadıklarını görüyorlar.  Bir araya geldiğimiz zaman korkuları nasıl ortadan kaldıracağımızı görüyoruz. Birbirimize destek olup harekete geçmemiz gerekiyor. Kadınların üzerinde o kadar sorumluluk var ki adım atılmıyor. Birlikte olunca bu adımlar atılıyor. Farklı iş modelleri geliştiriliyor.”

 

“BERABER BÜYÜYORUZ”                                  

 

Tuba İlze bu süreçte öğrendiklerini şöyle sıralıyor; “İnsanın sözüne güvenmeyi öğrendim.  Bunlar çok önemliydi . Beraber büyüyoruz.”

 

Şenliğe katılan kadınlar bambaşka meslek deneyimlerinden sonra gıdadan seramiğe, keçeden takı tasarımına farklı iş kollarını deneyimlemişler. Kendi işinin patronu olan kadınlarla konuştuk.

 

HOBİDEN EKONOMİK GÜCE DÖNÜŞÜM

 

Özlem Akatlı ( 42 Ev Hanımı ): " Biz üç arkadaş yeni başladık.  Bir atölyemiz var. Hem nitelikli hem de hatıra olarak ömür boyu saklayabileceğiniz el emeği ürünler yapıyoruz. Kitlemiz genelde bu ürünün niteliğinden anlayan insanlardan oluşuyor. Deniyoruz, bakalım. Boş oturmaktan iyidir. İnsanın hobisini ekonomisine de katkıda bulunacak şekilde dönüştürmesini anlamlı buluyorum. Eşe dosta, eve yap nereye kadar. Böyle devam edeceğim.”

 

“MEME KANSERİ BENİ BU MESLEĞE İTTİ”

 

Özlem Turan, (43 Sigortacı): "Hakiki deriden el yapımı çanta, cüzdanlar ve yastıklar yapıyorum. Meme kanserine yakalanmıştım. Bu hastalık beni bu mesleğe itti. 40 yaşından sonra meslek sahibi oldum. Çok ufak ufak başladık. Kardeşimle beraber 600 lira ile başladık. Kadınsan, yaparsın. "

 

  

(Özlem Turan, Solda)

 

 

“UZUN SOLUKLU BİR YOLCULUK”

 

Özge Kayaayvat (42 Üniversitede Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü):20 yıllık kurumsal hayatımı bıraktıktan sonra 3 yıl önce takı tasarımına başladım. Daha önce üniversitede teknoloji transfer ofisi müdürüydüm. Onu bıraktıktan sonra biraz daha yaratıcı ve farklı bir işe yöneldim. Şuan doğal taş ve gümüş çalışıyorum. Hepsi kendi tasarımım. Ben bir koşucuyum ve sporcular da hedef kitlem. Koşu için takıları kendim için üretiyordum, piyasada böyle bir eksikliğin olduğunu fark edince de sporcular için üretmeye başladım. Maratoncular, triatletler müşterim. Temaya yönelik çalışabiliyorum. Uzun soluklu bir yolculuğu var tüm takıların.”

 

 

(Özge Kayaayvat)

  

“EŞİM ÇİZİYOR, BEN BOYUYORUM”

 

Hande Yedigül, (42 Teknik Ressam) : “Yolculuk maalesef eşimin işten çıkartılmasıyla başladı. İkimiz de teknik ressamız. Ben mezun olduktan sonra hiç mesleğimi yapmadım. 16-17 senedir ev hanımıydım. Bir buçuk yıldır bu işle uğraşıyorum. Fakat eşim çok beceriklidir. O çiziyor, ben boyuyorum. Dizayn kısmı bende. Bunları yapıp satarak kazanç elde etmeye çalışıyoruz. Zevkli bir iş. Dekoratif olduğu için ürünlerimiz herkese hitap ediyor.”

 

 

(Hande Yedigül) 

 

“HEPSİNİN AYRI HİKAYESİ VAR”

 

Sevde Suzan, (42 Edebiyatçı): “Doğal taşlar üzerine el boyama resimler yapıyorum. Tamamen benim tasarımlarım. Tavus kuşu, anka ve farklı kuşlar oluyor genelde. Taşların orijinal kesimleri üzerine çizilmiş resimleri kişiye özel tasarımlar şeklinde hazırlıyorum. Taşların doğal kesim olmalarını tercih ediyorum. Hepsinin de  ‘gül bülbüle aşık olsun’ veya ‘kuşlar birbirine küs dursun” gibi ayrı hikayeleri var.”

 

 

(Sevde Suzan)

 

“GERİ DÖNÜŞÜM ÇANTALARIYLA BAŞLADIM”

 

Serap Bezal, (52 İlaç Firmasında Genel Müdür Yardımcısı):  “Geri dönüşüm çantalarıyla başladım. İçleri kartondan, dışlarını suya dayanıklı hale getiriyorum. Sonrasında deriye ve taşlı çantalara devam ettim. Yaklaşık yedi sekiz senedir el emeği göz nuru ürünler yapıyorum. Emekli olduktan sonra da hep üretmeye çalıştım. Emekli olduktan sonra da sosyal sorumluluk işlerinde çalıştım. Lösemili çocukların gönüllü annesiyim aynı zamanda. Onlarla ayda iki üç kere bir araya geliyoruz. Şuan İSMEK’in sepet kursuna gidiyorum. Çok sevdim. Plaj çantaları, soğan patates sepetleri yaptım.”

 

 

(Serap Bezal)

 

“KADIKÖY’LÜYÜM AMA ATAŞEHİR’E GELİYORUM”

 

Özlem Karaalişahin, (Bütçe Raporlama Üreticisi): “Bergama’da zeytinliklerim var. Butik zeytinyağı üreticisiyim. Tek başıma çalışıyorum. İşletme mezunu, kurumsal firmada çalışıyordum daha önce. Bütçe raporlama yöneticisiydim. Geçen sene emekli oldum. Ataşehir Belediyesi Kadın Girişimcilik Merkezi’ndeki kurslara gittim girişimcilik desteği almak için. Hem temel hem lider girişimcilik kurslarında bulundum. Eğitimlerden çok büyük fayda gördüm. Henüz devlet desteğine başvurmadım. Ataşehir Belediyesi’ne bunun için tebrik ediyorum. Geçen sene aldım eğitimleri, bu sene de de seminerlere katılıyorum. Kadıköy’de oturmama rağmen Ataşehir’e geliyorum.”

 

“KENDİLERİNE İNANIP GÜVENSİNLER”

 

Pınar Ata, (31 Resim Öğretmeni): “İstanbul Aydın Üniversitesi moda tasarım mezunuyum. 3,5 yıldır bir yardım derneğinde resim öğretmenliği yapıyorum. Daha önce yağlı boya ve fotoğrafçılık eğitimi aldım ve kişiler sergiler açtım. 6 yıldır çeşitli kermes ve festivallerde bulunuyorum. Seramik, kumaş boyama, duvar süsleri ve keçe yapımı ürünlerim mevcut. Tek bir dalda ilerlemeyi sevmiyorum. En başında yapamayacağımı düşündüğüm resim sergim işimde dönüm noktası oldu. Pes etmedim. Duyabiliyorsanız, görebiliyorsanız, dokunabiliyorsanız o zaman yapabilirsiniz. İnsan her şeyi yapabilir. Bizim milletimizde ‘Yapamazsın.’ algısı yerleşmiş. Kadınlar da kendilerini bir kapalı kutunun içine hapsediyor bu nedenle ve duygusal çöküntü gerçekleşiyor. Daha sonrasında bir şekilde fark ediyorlar yapabileceklerini. Kendilerine inanıp güvensinler ve kendilerini geliştirsinler.”

 

 

 

(Pınar Ata)

 

“OĞLUMA PATİK YAPARAK BAŞLADIM”

 

Yeşim Biricik Okay, (44 Ev Hanımı): “Son iki senedir bu işlerle uğraşıyorum. Evde örüyorum. Hobi olarak oğluma patik yaparak başladım. Arkadaşları ve çevresi derken daha sonra çanta, kumbara gibi bir sürü ürüne dönüştü. İlk stand deneyimim. Hurble Life içiyorum, onun kutusunu değerlendiriyorum. Ne yapabilirim diye düşündüm ve kumbaraya dönüştürdüm. Tamamen hayalgücü. Diğer kadınlara da ‘Denesinler’ diyorum.”

 

 

(Yeşim Biricik Okay)

 

“EŞİME ‘ARTIK SENİN PEŞİNDEN KOŞMAYACAĞIM’ DEDİM”

 

Gülsüm Akın, (51 Soframda Ne Var’ın Kurucusu): “Yaptığımız iş Edremit, Kaz Dağları’nda sosyal sorumluluk projesidir. Kadın odaklı çalışıyoruz. Çobanlarımız da kadın. Onlara biyoçeşitlilik adına eğitimler verdiriyoruz. Onlardan sağladığımız sütü, butik mandıramda yüzde yüz keçi peynirine dönüştürüyoruz. Şehirde gerçek gıdayı arayan kişilere gönderiyoruz. Mayalayan, çeviren, atöyede çalışan kadın, yıkamada kullandığımız deterjanlar bile kadınlar tarafından üretilmiştir. Bir tek erkek çalışan o da destekçi olarak var. Kadın odaklı olduğum için burada bulunuyorum. Otuz yılım İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde geçti. Şehirlerdeki gerçek gıdanın ne kadar sıkıntılı olduğunu gördüm. Eşim emekli olduktan sonra ‘Artık senin peşinden koşmayacağım. 30 senedir  ben senin peşinden koştum, bundan sonra da ben seni yanımda rica ediyorum. Kaz Dağları’na yerleşeceğim.’ dedim. Kaz Dağları’nda elektriği suyu olmayan yerde ben sistem kurdum. Şuan Gıda Bakanlığından izinli olarak çalışmalarımız sürüyor. Belki her kadın çocuk doğurmayabilir ama içindeki bilgi ve becerileri lütfen doğursunlar. Sadece kendileri hayalleriyle yaşayabilirler. Amacım insanlara model olmak. Tutmasınlar kendilerini, doğursunlar bilgilerini.”

 

 

 (Gülsüm Akın)

 

 

İffet  Dinçer (65 Terzi): “40 yıllık terzilik hayatımdan sonra, hobi olarak bu işlere başladım. “

Hande Öztürk (33 Satış Danışmanı):  “Hobi olarak yapıyorum. Şuanda işsiz olduğum için tabii ki bunun ticari kısmını da düşünüyorum.”

 

 

(İffet Dinçer, ortada- Hande Öztürk, sağda)

 

“KADIN İSTERSE HER TÜRLÜ BAŞARIR”

 

Gülcan Akyol (40 Yazılım Uzmanı):Ağırlıklı yaka iğnesi, anahtarlık, bileklik, rozet olmak üzere yapıyorum. İstenilen resmi bilgisayar ortamında yazdırarak tasarlayabiliyorum. Resmi işleyip, baskısını alıp, şekillendirip çeşitli ürünler üretiyorum. Çok yeni bir iş benim için. 2 aydır çalışıyorum. Çocuklarım dolayısıyla kurumsal hayatıma ara verdim. Çocuklarla birlikte kurumsal bir firmada çalışmak zor olacağını düşündüğüm için böyle bir işe döndüm. Günümüzde o kadar çok araç var ki yapmak isterse herkes evden de part time da bir şeyler yapabilir. Kadın isterse her türlü başarır.”

 

(Gülcan Akyol)

 

“ HERKES SEVDİĞİ ŞEYİ YAPINCA ÇOK ZEVKLİ GEÇİYOR HAYAT”

 

Esma Orhan (53 Emekli Bankacı): “Sulu boya yapıyorum. Kuş, çiçek ve doğa resimleri yapıyorum. Alakam yoktu aslında, başlayınca bütün hayatım bu oldu. Sanatı seven ve estetiğe önem veren herkes ulaşıyor ve gençler de çok önem veriyor. Herkes sevdiği şeyi yapınca çok zevkli geçiyor hayat.”

 

(Esma Orhan)

 

 

 

ATAŞEHİR’DE GÜNDEM