TES

 

 

 

 

Tüm Emekliler Sendikası tarafından düzenlenen 'Ekonomik Kriz ve Emekliler' başlıklı panel, konuşmacı Prof. Dr. İzzettin Önder'in katılımıyla Ataşehir, İçerenköy Mahallesi'ndeki Pir Sultan Abdal Kültür ve Cemevi Konferansı Salonu'nda gerçekleştirildi. Ataşehir ve Ümraniye şubesi birlikteliğinde 15:00'da düzenlenen panelin moderatörlüğünü Ataşehir Şube Sekreteri Çetin Düzce üstlendi. 

 

Tüm Emekliler Sendikası'nın düzenlediği 'Ekonomik Kriz ve Emekliler' panelinde emeklilerin sorunlarına dikkat çekildi. Prof. Dr. İzzettin Önder'in konuşmacı olduğu panelde, sendikaların işleyişi, parti problemleri, sosyal demokrasi, teknoloji, kapitalizmin girdiği alanlar ve makineleşmeyle birlikte gelen işsizlik üzerine konuşuldu.

 

 

Sendikalaşan emeklilerin sayısı ve emeklilerle dayanışmanın mümkün olup olmadığının konuşulduğu panelin sonunda vatandaşlar da İzzettin Önder'e sorular yöneltti.

 

Panelde emeklilerin sorunlarının yanı sıra, sendikaların Türkiye'de işleyişi ve ne kadar gerekli olduğu, kapitalizmin girdiği alanlar, makineleşmeyle birlikte gelen işsizlik sorunların çözümleri üzerine konuşuldu. Panele, Ataşehir Emekliler Dernek Başkanı Cafer Çağrıtekinci, İstanbul Katılımcı Muhasebeciler Hareketi Sözcüsü E. Funda Üçüncü, Tüm Emekliler Sendikası Kadıköy Şube Başkanı Hıdır Kurtulmaz ve emekliler katıldı.

 

 "SİSTEMİN BİZİ METALAŞMA GÜCÜNÜ OLABİLDİĞİNCE AZALTMAYA ÇALIŞIYORUZ" 

 

Müthiş bir üretimin var olduğunu ancak bunun piyasa yaratmaya çalıştığını dile getiren İzzettin Önder; “Üretim makineleşti. 'Madem öyle, buradaki eski firmaları ortadan kaldırmak lazım' diye düşünüldü. İşte krizin sebebi budur. Safrayı atmaktır bunun görevi. Onunla beraber emekçileri de atar. Bir yandan kredi alınıyor durmadan. Fakat dikkat edilmesi gereken: kapitalist sistem kaldığı sürece ne kadar örgütlenirsek örgütlenelim sonuçta sermayenin ya da sistemin bizi metalaşma gücünü olabildiğince azaltmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

 

“SENDİKALAŞMANIN HEDEFİ GEÇİCİDİR”

 

Sendikalaşmanın hedefi geçicidir.” diyen İzzettin Önder,  şöyle konuştu: “Metalaştırılmamızı azaltalım, bu doğrudur. Ama sonuçta bizim sistemi düşünmemiz gerekir. Sistem durduğu sürece bu köleleştirme ve sömürü sürecektir. Belki daha iyi günlerdeyiz. Krizin manası  tükenmiş olan sermaye parçalarını ortadan kaldırmaktır. Kriz sistemi ilerletir. Bu nedenle büyük firmalar ortaya çıkar. Krizden patron yararlanır. Bizler de tahterevalli gibi aşağıda kalırız.”

 

Türkiye’nin devamlı kriz içerisinde yaşadığını belirten Önder, “Türkiye’nin Cumhuriyetten beri krizsiz tek dönemi 1930, devletçilik dönemidir. 1950, serbest ekonomiye geçmişizdir, Osmanlı borçlarını daha ödemeden dış malları serbestleştirmişizdir. 1970’te muhtaç bir ülke haline geldik. 2000 yılı programı ise bizim için yapılmamıştır. Devlet açık verdiğinde IMF’den borç aldı. Bu da faizleri yükseltti. Faizler yükselince dolar içeri girip çıkmaya başladı. Bizim ticari dengemizi iyice bozdu.” dedi.

 

“BATI ARTIK METROYA İHTİYAÇ DUYMUYOR”

 

Türkiye’nin bu nedenlerden dolayı borçlu bir ülke haline geldiğini söyleyen İzzettin Önder; “Sizce biz neden bu kadar metro, yol inşaat yapabildik? Çünkü batı ekonomisi artık krizde. Çünkü onlar artık metroya ihtiyaç duymuyorlar. Halkımız da oy verdi bu iktidara oy verirken düşünmedi halkımız. Bunu biz yarattık. Bizim ömrümüz dört yüz sene olsaydı bunları anlardık. Tarih çok önemlidir. Göremiyoruz bizler olayı.” ifadelerini kaydetti.

 

 

“EMEKLİLER İKİNCİ SINIF MAĞDURLAR”

 

“Emeklilere, öyle bir mekanizma kurulmuştur ki emekçiler tarafından sahip çıkılmazlar.” şeklinde konuşan İzzettin Önder, bunun nedenini şöyle açıkladı: “Bir ülkede yaratılan katma değerin büyük bir kısmını patron alıyor, geriye çalışanlar ve emekliler kalıyor. Birinci sömürülenler emekçi işçiler, ikinci sınıf mağdurlarsa emekliler oluyor. Zayıflar her zaman ezilir. Kapitalist devletler varsıl devletler değildir, vergiyle çalışır. Vergi gelmesi için patronun iş yapması lazım. Emekçiler de sermayeyi destekler ki bu da tam bir bilinç aymazlığıdır. Patron kapatınca işçi de mağdur olur.” şeklinde konuştu.

 

 

“NE OLUYOR 1 MAYIS'TA?”

 

İzzettin Önder; “Bu mücadeleyi biz böyle sürdüremeyiz.” diyerek emeklilere bunun için bir sistem mücadelesi vermeleri gerektiğini söyledi.Önder: “Dolayısıyla tercihimiz kısa vadede sendikaya koyacağız ancak daha sonrasında tercihimizi sisteme koymak durumundayız.” şeklinde konuşan İzzettin Önder;“1 Mayıslara gittik zamanında. Şuan hiç gitmiyorum. İçimden de gelmiyor. Gözünüzü kapatıp bir düşünün: ‘Ne oluyor 1 Mayıs’ta?’ Simit alıyoruz, halay çekiyoruz. Arkadaşlarla konuşuyoruz. Belki biraz hava atıyoruz falan. Peki o esnada orada iki tane TÜSİAD’ın ajanı olsa. TÜSİAD’a ‘Arkadaşlar siz işinize bakın, bunlar burada halay çekiyorlar’ diye bir mesaj atsa. Marx kavramı geliyor mu gündeme?” dedi.

 

"PEKİ O ZAMAN SENDİKA KİMİN YANINDA?"

 

İzzettin Öder sözlerine şöyle devam etti: “Biz dedik ki: ‘Sendikaların eğitim programı çok kötü. Bizler bir süre üretim, devlet, katma değer, sömürü nedir? bunu öğretelim.’ ‘Bir kere yapın’ dediler. Sonrasında yaptırmadılar. Peki o zaman sendika kimin yanında? Sistemin bir üst yapısı olmamalı sendikalar. Sistemin karşıtı olmalı, hak talep etmeli. Bu bilince sahip olması lazım. Ancak bu bilinci vermek istemediler.”

 

 

 

"TÜRKİYE'DE KOMİNİST BİR PARTİ OLMASINI ÇOK İSTERİM"

 

Panel katılımcılarından Önder'e sorular yöneltildi. Sendikaların da sosyal demokrasi gibi bir görev görüp görmediği yönündeki soruya İzzettin Önder şöyle yanıt verdi: "Çok ciddi bir konu. Sendika çalışma koşullarına, yönetimine bağlı olarak bazen de kötü bir şeydir. Sistemin işine yarıyor, sistem onu koruyor. Siyasi partiler, sendikalardan daha önemlidir. Ben Türkiye'de komünist bir parti olmasını çok isterim. Emperyalizm çok güçlü çalışıyor. Okullara, bilim kitaplarıyla geliyorlar. Kendimize ait bir şey okutmuyoruz biz. Batıdan aldığımızı kendimize uyarlamıyoruz. Ben siyasi partinin yanındayım ancak desteklediğim bir parti yok. Sendikayla çok zor."

 

“SENDİKALAR SINIFSIZ TOPLUM KAVRAMINI KONUŞAMIYOR”

 

"Bizim DİSK’e de mi karşı gelmemiz gerekiyor? “Biz sınırsız toplum istiyoruz.” ifadelerini dile getiren bir emekliye ise İzzettin Önder; " Mücadele ve sabır gerekiyor. Bunu biz değil torunlarımız ancak görecek. Bir sürü cambaz ve ciddi bir yürüyüş olacak aynı zamanda. Biz emekçi toplumu ortadan kaldırmalıyız.  Ama bu çok uzun zamanda olacak. Sınıfsız toplum kavramı… Sendikalar bu kavramı konuşamıyor.” şeklinde yanıt verdi.

 

 

 ATAŞEHİR'DE GÜNDEM