6cd33f73-803f-4d75-8955-fbd855573696

 

Saadet Partisi seçimden sonra da Ataşehir’de canlılığını koruyor. Saadet Partisi Ataşehir’ de düzenlediği istişare kahvaltısında teşkilatını, sivil toplum kuruluşlarını, Ataşehir muhtarlarını, site yöneticilerini bir araya getirdi.

 

Saadet Partisi tarafından düzenlenen kahvaltılı istişare toplantısında   Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Abdullah Sevim, Saadet Patisi Ataşehir İlçe Başkanı Adem Boz etkinliklerinde ev sahipliği yaptılar. Açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Ataşehir İlçe Başkanı Adem Boz, davetlilerin yoğunluğundan duyduğu memnuniyetini dile getiriken, bu toplantıların daha sık gerçekleşeceğini de söyledi. 

 

 

 

Adem Boz’un ardından konuşan Saadet Partisi İl Başkanı Abdullah Sevim iktidara yüklendiği bir konuşmaya imza attı. 

 

 

“ÜLKEYİ YÖNETENLERDE ÇIT YOK!” 

 

Dünyanın her gün biraz daha kaosa sürüklendiğine ve ülkelerde işsizlikten kaynaklı ayaklanmalara dikkat çeken Abdullah Sevim Türkiye’de  işsiz sayısın arttığını dile getirdi. Sevim ayrıca Selim Şimşek’in (Antalya) siyanürle zehirleyerek intihar ettiği dört kişilik ailesini hatırlattı.  Abdullah Sevim; “Bir insan düşünün ki dokuz aydır ben işsizim diyerek çocuklarının elini tutarak bu dünyaya veda etmek gibi bir yanlışın içerisine sürükleniyor. Bakıyorsunuz ülkeyi yönetenlerde çıt yok!  Bu olaylar karşısında adeta kör ve sağır oldular. Sanki bu insanların ölümünden onlar sorumlu değil. Gerçekten bu şartlarda bu ülkenin bu mantıkla ve bu zihniyetle yönetilmesi mümkün görünmüyor.” şeklinde konuştu.

 

“KENDİNİZ KAÇ LİRAYLA GEÇİNİYORSUNUZ?”

 

Cumhurbaşkanının “Emeklilikte Yaşa Takılanlar” (EYT) ile ilgili 16 Kasım’da yaptığı “Niçin erken emeklilik?” açıklamasına gönderme yapan Abdullah Sevim; “Bu mantıkla insanların dertlerini, problemlerini görmezden gelerek nereye kadar ilerlersiniz? Açlık sınırının 4 kişilik bir aile için 2 bin 58 lira olduğu bu ülkede şuanda asgari ücret 2 bin 20 lira. Siz diyorsunuz ki: ‘Bununla gez, dolaş, ev kiranı öde…’ kendiniz kaç lirayla geçiniyorsunuz? Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin Sayıştay’ın açıkladığı rakamlara göre günlük masrafı geçtiğimiz yıl 1 milyon 700 bin TL.  Kim bilir örtülü ödenekten ne kadar ilave ediliyor?” ifadelerini kullandı.

 

“BU ÜLKEDE HUZUR, GELİŞİM, REFAH VE KARDEŞLİK OLMAZ”

 

İktidar partisine yüklenen Saadet Partisi İl Başkanı Abdullah Sevim, insanlara haklarının verilmediğini ve haklarını arayacak güçte olmadıkları için bu insanların ezildiklerini söyleyerek; “ Bir ülke düşünün ki; güçsüzlerin daima haksız, güçlülerin haklı olduğu… Bu ülkede huzur, gelişim, refah ve kardeşlik olmaz! En baştaki yanlışlık Milli Eğitim Bakanlığı (MEB). Bugün bizim okullarımıza çocuklarımızı 6 yaşında teslim ediyoruz. Sonra 22 yaşında üniversiteden mezun olunca adeta canavar, terörist oluyorlar. Bu ülkeye en çok zarar verenler kim?” şeklinde konuştu. 

 

1949’da kurulan Fulbright Komisyonu’nu bu duruma sebep gösteren Sevim, Komisyonun dört Amerikalı ve Türk’le; son söz daima Amerika’nın olacak şekilde oluşturulduğunu ve kurulduğu tarihten bu yana MEB’in müfredatını belirlediğini iddia etti. Sevim; “Şuan yedinci MEB Bakanı olarak göreve getirilen Ziya Selçuk, daha önce MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yapmış. Bunu yaparken MEB’i nasıl yönlendireceğini Amerikalı bir şirketle anlaşarak belirlemiş. MEB’le ilgili açıkladığı manifesto da o Amerikalı kuruluş tarafından hazırlanmış olan bilgilerdir. Ülkenin ayağa kalkması için MEB’in gerçekten milli olması lazım.” dedi.

 

 

 

 

 “RECEP TAYYİP ERDOĞAN DIŞ GÜÇLERİN PROJESİ”

Türkiye’nin neredeyse 70-80 yıldır dış güçler tarafından yönetildiğini iddia eden Abdullah Sevim; “İşte Turgut Özal örneği: adam diyor ki; ‘Amerika’nın önceliği önemli.’ Böyle bir Cumhurbaşkanının, Başbakanın yönettiği ülkenin bağrı yerden kalkar mı? Başka bir örnek daha vereyim; Necmettin Erbakan hakkında Amerika’ya ziyaretinden sonra orada çıkan bir makalede ‘Erbakan, çok katı. Biz bununla çalışamayız, bize Recep Tayyip Erdoğan gibi bir adam lazım.’ deniyor. Ardından proje devam ediyor; 2003’te Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Başbakanı olarak iş başına getiriliyor.” ifadelerini kullandı.  

 

“ERBAKAN HOCAMIZIN 1980’DEN ÖNCE KASTAMONU’YA KURDUĞU TESİSLERİN DÖRDÜ DE KAPATILDI”

 

Türkiye’nin hastalığının iş başına gelen insanların dış ülkelerin menfaatlerini Türkiye’de gerçekleştirmeleri olduğunu savunan Sevim,  insan sağlığına zararlı olduğu belirtilen nişasta bazlı şeker (NBŞ) üreten Cargill şirketinin Orhangazi’deki zeytinliklerin olduğu araziye kurulmasına işaret etti. “Yanlış buradan başlıyor.” diyen Abdullah Sevim; “Bunun üzerine şeker fabrikaları özelleştirilerek Cargill’in talimatıyla kapatılıyor. Bu ülkeyi Cargill mi yönetecek biz mi? Şeker fabrikasını kapattığınız zaman pancar üreticisini mağdur edip hayvancılığa darbe vuruyorsunuz. Çalışanları mağdur ediyorsunuz. Erbakan Hocamızın 1980’den önce Kastamonu’ya kurduğu tesislerin dördü de kapatıldı. Şeker, sigara, kağıt, kundura fabrikalarımız ve süt entegre merkezimiz kapatıldı. Siz bu ülkede işsizliği iş yerlerini kapatarak mı önleyeceksiniz? Ülkeyi üretimi bitirerek mi kalkındıracaksınız? Sırbistan’dan hayvan getirmezsek kurban kesemiyoruz. Her geçen yıl toprağımız azaltılıyor. Nasıl bir gaflet nasıl bir ihanet içinde olduğumuzu bu milletin görmesi lazım.” şeklinde konuştu. 

 

YPG-AMERİKA VE RUSYA YORUMU

 

Sevim;  “Barış Pınarı Harekatı’nda gördük Amerika’nın dostluğunu.  Türkiye’yi bölmeye ve parçalamaya memur ettikleri YPG’ye 30 bin tır silah verdiler. Şimdi dost zannettiğiniz ve ittifak yapmaya çalıştığınız Rusya da YPG’ye silah vermeye başladı.  Biz bu aymazlığa devam ediyoruz.” dedi.

 

 

 

 

 

“ÜLKEYİ YÖNETENLER ÇAVUŞESKU’NUN DURUMUNA DÜŞEBİLİR”

 

Kanun Hükmünde Kararnameye ilişkin de konuşan Sevim, bunun bir kişinin verdiği bir karar olduğunu belirterek;  “TBMM artık bir anlam ifade etmiyor. Milletvekilliği formalite. Ülkeyi tek bir kişi yönetiyor. Cumhurbaşkanının iki dudağı arasından çıkan her şey kural. Kendisine hatırlatıyoruz zaman zaman; seksen iki milyon, bir kişiden büyüktür. Aklını başına topla. Bugün resmi TÜİK rakamlarıyla oynayarak işsizlik sayısı dört milyon altı yüz elli bine düşürdüler. Ama gerçek anlamda işsizleri hesaplamaya kalkarsanız bu sayı on milyonu geçer. Irak, İran ve Fransa’daki ayaklanma işsizlikten, açlıktan. Böyle devam ederse Türkiye’de de aynı durumla karşı karşıya gelebiliriz. Türkiye’de Çekoslovakya olabilir. Ülkeyi yönetenler Çavuşesku’nun durumuna düşebilir.  Her geçen gün işsiz sayısı, açlık sınırının altındaki maaşla  köleleştirilen insanların sayısı artıyor.” dedi.

 

“GÖLGE BAKANLAR KURULU”

 

Saadet Partisi’nin 3 Kasım’da düzenlediği  kongreyi anımsatan Abdullah Sevim, burada Politika Kurulları oluşturulduğunu yineledi.  Bu kurullarda tarım, işsizlik, dış politika, eğitim gibi problemlerin ele alınacağını ve çözüme ulaştırılacağını ifade eden Sevim, bir nevi ‘gölge bakanlar kurulu’ oluşturduklarını ve kurullarda olmak için Saadet Partili olma şartının bulunmadığını ifade etti. 

 

 Parti Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun kongreden önce Cumhurbaşkanı, meclisteki partiler ve parti kurmak üzere yola çıkmış olan Davutoğlu ve Babacan’ı ziyaretini hatırlatan Parti İlçe Başkanı,  Karamollaoğlu’nun ziyaretler esnasında Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu problemi kökünden çözecek bir proje teklif ettiğini belirtti.

 

“ÜLKE MENFAATLERİ İÇİN TÜRKİYE İTTİFAKI”

 

Ülkenin Türkiye İttifakı’na ihtiyacı olduğunu söyleyen Sevim; “Bu ülkede yaşıyorsak ülkemizin menfaatini gerekirse şahsımıza, partimize de zararlı olsa ülkenin menfaatini ön planda tutacak Türkiye İttifakı’nı ortaya koyacağız.” şeklinde konuştu.

 

“ÜLKÜCÜLER SOLCULAR DOĞARKEN NE ÜLKÜCÜ NE SOLCU DOĞDU”

 

Ülkenin en büyük problemlerinden birinin kutuplaşma olduğunu n altını çizen Abdullah Sevim; “ 12 Eylül yaşayan nesiller olarak bunu yaşadık; ülkücüler, solcular doğarken ne ülkücü ne solcu doğdu. Uğur Mumcu, Silah Kaçakçılığı ve Terör adlı kitabında diyor ki: ’12 Eylül öncesi silahlar Bulgaristan üzerinden Bekir Çelenk’e geliyordu. Çelenk gelen silahların yarısını solculara yarısını ülkücülere dağıtıyordu. Bu çocuklar hapishanede karşılaştıklarında baktılar ki bunların hepsi projeymiş.  Aynı şeyi Türk- Kürt diye yapıyorlar.” dedi.

 

“VURDUKÇA DAHA FAZLA ÜRETİYORUZ”

 

1984’ten beri bu teröre harcanan paranın eğer ülkenin kalkındırılmasına harcansaydı Türkiye’nin, Almanya’dan daha ileri seviyede olacağını belirten Sevim, metodun yanlış olduğunu söyledi. Sevim: “Bu ülkede terörle değil teröristle mücadele ediliyor. Mahir Kaynak, yazdığı makalede ‘Teröristle mücadele etmek sinekle mücadele etmek demektir.’ ifadeleriyle bir makale yazmıştır. Bataklık kurumadığı müddetçe siz sinekleri bitirebilir misiniz? Her öldürdüğünü terörist dediğiniz insanla birlikte onun yakınları bu defa teröre meyil eder duruma geliyorlar. Vurdukça daha fazla üretiyoruz. Yapılması gereken, insanları teröre sevk eden nedenleri ortadan kaldırmak.” ifadelerini  kullandı. 

 

 

 

 

“ERKEKSEN SİVAS’TAN ÖTESİNE GİT”

Doğudaki  işsizlikle ilgili de konuşan Sevim; “ Düşünün ki bir ülkenin başbakanı,  Recep Tayyip Erdoğan Kılıçdaroğlu ya da Bahçeli’ye ‘Erkeksen Sivas’tan ötesine git.’ diyor. Sivas’a kadar güvenlikten sen sorumlusun Sivas’tan sonra senin sorumluluğun yok. İşte bu zihniyet sebebiyle bu ülkenin problemleri bitmez. Bu insanların gidip gerçekten bu ülkenin menfaatini dış güçlerin menfaatinin önünde tutan insanların bu ülkenin başa gelmesi gerek. İşimiz zor ama imkânsız değil.” dedi.