ATAŞEHİR DE GÜNDEM PAZAR HABERİ 2021 KASIM AYI

ÖZEL HABER...

 

 

Doların durdurulamayan artışına karşılık  her geçen gün alım gücünün düştüğü Türkiye’nin nabzını pazarları dolaşarak tuttuk ve doların artışıyla alım gücünü sorduğumuz  vatandaşlar, durumu Ataşehir’de  Gündem’e “Önceden faturalar el yakıyordu. Şimdi ise alım gücümüz olmadığı için faturamız bile yok.” şeklinde özetledi. Pazardan yükselen sesler arasında en çok eleştiri alan ifade  ise geçtiğimiz günlerde  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın “Ekonominin kitabını yazdık” açıklaması oldu.

 

Son dönemlerde döviz kurlarında yaşanan artıştan olumsuz etkilenen yerlerin başında pazarlar geliyor. İçerenköy ve Küçükbakkalköy  Mahalleleri’ndeki pazar alanlarında görüştüğümüz pazar esnafı  ve vatandaşlar, yaşanan ekonomik sorunlarını Ataşehir’de Gündem gazetesine anlattılar. Yapıalna açıklamalrda son dönemde “Ekonominin kitabını yazdık” açıklamasını yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da pazardan eleştiri yağdı.

 

 “VATANDAŞ MAHVOLMUŞ DURUMDA, PARA YOK Kİ BİR ŞEY ALSINLAR”

 

 

İçerenköy semt pazarında balıkçılık yapan Orhan B., vatandaşların alım gücünün düştüğünü belirterek, bu durumun kendi satışlarını da olumsuz etkilediğini ifade etti. Orhan B., “Vatandaş mahvolmuş durumda. Para yok ki bir şey alsınlar. Şu anda patatesin kilosu pazarda 5 TL. İnsanlar boş arabayla gelip, boş arabayla dönüyorlar. Millette para olmayınca biz de satış yapamıyoruz. Balığı sabah getiriyoruz; akşam geri yüklüyoruz. Millette para olacak ki satış yapabilelim. ” dedi.

 


 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonominin kitabını yazdık” sözlerine de tepki gösteren Orhan B., “Ekonomi onlar için iyi demek ki. Bizim için öyle bir şey yok. Bir yağ tenekesi olmuş 100 TL. Asgari ücretle geçinen bir insan ne yapsın” ifadelerini kullandı.

 

“SORUNLARI GÖRMEZDEN GELMENİN ANLAMI YOK”

 

 

28 yıldır pazarcılık yapan Cahit Bozkuş da iş yapamamaktan şikayetçi. Döviz kurlarında yaşanan artışın yurttaşları olduğu gibi kendilerini de olumsuz bir şekilde etkilediğini belirten Bozkuş, “Döviz kurlarındaki artış hepimizi olumsuz etkiledi. Sorunları görmezden gelmenin anlamı yok. Bunu herkes görmekte, halkımız bilmektedir. Satışlarımız günden güne düşmektedir. Bunu benim anlatmama gerek yok; zaten baktığınız zaman pazar sokaklarının bomboş olduğunu görüyorsunuz ” dedi.

 

 

Pazarların durumunun içler acısı bir durumda olduğunu savunan Cahit Bozkuş, çözüm yolu olarak hallerin sayısının artırılmasını önerdi. İstanbul’un her iki yakasında toplamda sadece iki tane sebze-meyve halinin olduğuna değinen Bozkuş, “Her tarafta yüzlerce market var. Bunların yerine Anadolu Yakası’nda 3-4 tane cep hali açılsa pazarcıların sorunları çözülecek.  Marketler fırsatçılık yapıyorlar. Geçtiğimiz günlerde bazı marketlere ceza verildi, ama yetmez. Bizim marketlerle rekabet şansımızın olması gerekiyor” şeklinde konuştu.

 

“VATANDAŞA AÇIKLAMA YAPAMIYORUZ”

İsmini vermek istemeyen bir pazarcı esnafı, “Döviz kurlarındaki yükseliş hepimizi etkiledi. Kimsenin alım gücü kalmadı. İş yapamıyoruz” dedi. Pazarcı, “Daha fazla konuşmak istemiyorum. Başıma bir iş geleceğinden, beni alıp götürmelerinden endişe ediyorum” sözleriyle röportajı sonlandırdı.

 

 

İçerenköy Semt Pazarı’ndaki pazarcı esnaflarından Adem K. da  satışlarının eskisine göre azaldığını söyleyenlerden... Malı toptancıdan pahalıya aldığını, toptancının da artan maliyetlerden yakındığını dile getiren Adem K., “Bu durumdan memnun değiliz. Müşteri de memnun değil. İnsanlar artık bunalıyorlar. Biz artık vatandaşa açıklama yapamıyoruz. Her şey dolara bağlı. Dolar yükseldikçe biz de bu durumdan olumsuz etkileniyoruz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz ekonominin kitabını yazdık” sözlerine de değinen Adem B, “Ekonomiyle ilgili bir şey diyemem. Ama gördüğüm kadarıyla zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu” dedi.

 

“TÜRKİYE’NİN HALİ PERİŞAN HALK EZİLİYOR”

 

Pazarda alışveriş yapan yurttaşlardan Süleyman Ulus da günden güne artan fiyatlardan şikayetçi. Geçmişte uluslararası ticaret yapan gemilerde aşçı olarak çalıştığını ifade eden Ulus, buna karşın geçim sıkıntısı yaşadığını ifade etti. Ulus, “Domates olmuş 12 Lira. Vatandaş nasıl geçinsin? Asgari ücret en az 5000 TL olmalı. Bugün Almanya’da asgari ücret 1300 Euro, Hollanda’da 1200 Euro. Ben gemiciydim, onlarca ülke gezdim. Türkiye’nin hali perişan, halk eziliyor. Türkiye’nin durumu günden güne kötüye gidiyor” dedi. 

 

“İÇERENKÖY’DE ORTALAMA BİR DAİRENİN FİYATI 3900 TL”

 

Ev kiralarının yükselmesini de değerlendiren Ulus, “İçerenköy’de ortalama bir dairenin fiyatı 3900 TL olmuş. İnsanlar nasıl ödesin bu parayı? Bir de asgari ücret için 3500-3600 TL gibi sayılar ortaya atılıyor. Bunun adı göz boyamadır. İşin içine enflasyon girince o para eriyor. Bir emekli ortalama 1500-1600 TL gibi bir para alıyor, nasıl geçinsinler? Ben 2750 TL aldığım halde geçinemiyorum. Üstelik kira da ödemiyorum. Tavuğun kilosu 30 TL olmuş. Nasıl geçineceğiz? Emekli maaşı 3000 TL’den az olmamalı” şeklinde isyanını dile getirdi.

 

“CUMHURBAŞKANI GELSİN DE PAZARLARI GÖRSÜN”

 

 

Pazarda hurma satan Fırat A. da diğer meslektaşlarıyla aynı düşünceyi paylaşıyor. Döviz kurlarındaki yükselişin kendilerini olumsuz etkilediğini belirten Fırat A., “Aldığımız her şey dolarla geliyor. Poşet olsun, hurmayı sattığımız plastik olsun hepsinin hammaddesi dolarla geliyor. Bu poşet, geçen yıl 10 Liraysa bu yıl 23 Lira. Bu köpük, geçen yıl 20 Liraysa bu yıl 60 Lira. Maliyetler katlandı. Bir de insanlarda artık alım gücü kalmadı. Satışlarımız azaldı. Cumhurbaşkanı gelsin de pazarları görsün. Ekonominin hali ortada” ifadelerini kullandı.

 

 

 

“RESMEN AÇIZ”

 

Pazarda yumurta satışı yapan Hülya Kırdemir de satışlardaki azalmadan şikayetçi. Yumurta satışlarının maliyetleri bile karşılayamadığını dile getiren Kırdemir, “Bir yumurta nasıl 1.5 TL olur? Yumurtanın fiyatına bakın! Bir yumurta 1.5 TL ise durumu siz hesap edin. Benim arabam yok, buraya taksiyle geliyorum. Taksi parası, yer kirası gibi masraflar her seferinde artıyor. İnsanlar yumurta alamıyorlar artık. Bakıyorlar ve gidiyorlar. Ben burada 40-50 koli yumurta satıyordum eskiden. Şimdi ise 20 koli yumurta ile geliyorum buraya. Benim sosyal güvencem de yok. Burada sattığım yumurtalar ile geçinmeye, kiramı, faturalarımı vs. ödemeye çalışıyorum” dedi. Resmen açız. Güya herkesin arabası var, öyle diyor. Ama arabayı geçtim, bisiklet alacak kadar bile paramız yok” şeklinde konuştu. 

 

 

 “Kimse alışveriş yapmıyor. Müşterilere ‘döviz kuru yüzünden fiyat arttı’ dediğimizde kaçıyorlar. Mal almakta zorlanıyoruz. Toptancı her seferinde zam yapıyor. Müşteriye laf anlatamıyorum. Bu sefer de satışlar düşüyor. Kirasıydı, mazotuydu, gelişiydi, gidişiydi derken bizim bir sürü masrafımız oluyor. Pazarcılığı bırakabilirim.” diyen başka bir pazarcı esnafı 15 yıllık mesleğini bırakmayla karşı karşıya kaldığını açıkladı. Esnaf Erdoğan’ın ekonomi kitabına da değinerek,  “Yazmış ama iyi yazmamış demek ki. Bir Arjantin veya Venezuela olmaya doğru gidiyoruz. Haydi ben 61 yaşımdayım, geçmişte iyi günler de gördüm ama gençlere yazık oluyor. Bir sürü genç doğru düzgün yaşamak için yurtdışına gitmeye çalışıyor. Neden gitsinler? Kim ister ki ülkesinden ayrılmayı? Burada insanlar sürünüyorlar. Ben de isterim gezip tozmayı, eğlenmeyi. Ama çalışmak zorundayım. Çalışıyoruz, ama mutlu değiliz. Kimsenin yüzü gülmüyor. Çalışalım, ama mutlu bir şekilde çalışalım” dedi.