IMG_0873
Ataşehir Erdal Eren Sivil Toplum Merkezi’nde, 13 Aralık 1980 tarihinde idam edilen Erdal Eren için anma töreni düzenlendi. “Hep on yedisinde düşlerim” adlı anma töreninde, Erdal Eren’i anlatan arkadaşları: “Mücadele etmeye devam edeceğiz.” sözünü verdiler. Devrimci ruhu ve verdiği mücadelesiyle adını silinmeyen harflerle yazdıran, 13 Aralık 1980 tarihinde idam sehpasına gönderilen Erdal Eren, ölümünün 38. yılında hiç unutulmayacak bir törenle anıldı. Erdal Eren Sivil Toplum Merkezi’nde gerçekleşen anma törenine; CHP Ataşehir İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak, CHP Ataşehir İlçe Başkan Yardımcısı Hatun Yıldız, CHP Ataşehir İlçe Kadın Kolları Başkanı Hamiyet Ardıbatan, CHP Meclis Üyesi Süleyman Karadağ, Ataşehir Kent Konseyi Başkanı Turan Dolu, birçok siyasi parti temsilcisi, Erdal Eren’in arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. 1 dakikalık saygı duruşunun ardından, Erdal Eren’in yaşamı boyunca verdiği mücadeleyi anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı. Anma töreni sırasında “Yaşasın, devrim ve sosyalizm”, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm” nidaları yükseldi. Törenin ardından Erdal Eren Kütüphanesi’nin açılış kurdelesi kesildi. Anma törenine katılanlar açılış sonrası Erdal Eren’in fotoğraflarının ve mahkemeye giderken arkadaşından ödünç aldığı kıyafetin yer aldığı sergiyi gezdiler. “SOSYALİZM MÜCADELESİNİ İLMEK İLMEK ÖRÜYORUZ” Erdal Eren’in yol arkadaşları adına söz alan Ali Doğan, Erdal Eren’i idam sehpasına gönderenlerin çevreye korku salmak istediklerine ancak bunu başaramadıklarına dikkat çekti. Konuşmasında: “Bundan 38 yıl önce Erdal ereni darağacına gönderenler bir şey başarmak istediler. Tıpkı deniz gezmiş ve yol arkadaşlarına yaptıkları gibi orada başaramadıklarını Erdal Eren’in idamını onaylayarak, onu idama göndererek başarmak istediler. Peki, ne yapmak istediler Erdal’ın da mektubunda söylediği, onun uğruna mücadele ettiği dünya görüşü, işçi sınıfının iktidar mücadelesinde aman ha adım atmayın adım atarsanız sonunuz böyle olur. Erdal gibi olur Deniz gibi olur. Ama bunu başaramadılar. Bakın Erdal Eren’i darağacına gönderenlerin isimleri bile anılmıyor.  Anıldıkları yerler halka, işçilere, emekçilere düşman olunan yerler. Erdal Eren ise fabrikalarda, iş yerlerinde, üniversitelerde, liselerde, hizmet alanlarında, mücadeleyle yaşamaya devam ediyor. Onlar Erdal’dan Deniz’den bir bayrak devraldılar. O bayrağı bizlere bıraktılar. Korkmadılar tereddüt etmediler darağacına giderken, dönüp o cellatlardan af dilemek akıllarına zerre kadar gelmedi.  O ilmeği boyunlarına kendileri geçirdiler ve sehpalarına kendileri ayaklarıyla vurdular. Cellatlarına korku saldılar dediler ki: “Biz sınırsız bir dünya için mücadele ediyoruz. Siz bizim canımızı alabilirsiniz ama bizim fikrimiz mutlaka işçilerin emekçilerin içlerinde hayat bulacaktır.” Onların düşleri mutlaka gerçekleşecek. Bizler işçiler olarak, Erdalların yoldaşları olarak, şimdi fabrikalarımızda iş yerlerimizde, okullarda üniversitelerde, hayatın aktığı her alanda Erdalların uğruna can verdiği sosyalizm mücadelesini ilmek ilmek örüyoruz. Er ya da geç bunu başaracağız. Çünkü bu toplumun kurtuluş mücadelesidir. Bakın, Erdallara bunu yaşatanlar,  bizleri korkutmaya çalışanlar başaramayacaklar. Devrim ve sosyalizm fikrinden asla geri adım atmayacağız.” ifadelerine yer veren Ali Doğan sözlerini: “Yaşasın devrim yaşasın sosyalizm” diyerek bitirdi. “YAŞI KÜÇÜK, FİKİRLERİ BÜYÜK” Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe görüşmeleri nedeniyle Ankara’da bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi mesajında: TBMM bütçe görüşmeleri nedeniyle Ankara’da olmam gerektiğinden bu anlamlı günde aranızda olamıyorum. Yaşı küçük ancak fikirleri cesareti birçok kişiyi tedirgin edecek kadar büyük olan Erdal ereni idam edilişinin 38.yılında özlem ve hüzünle anıyorum saygılarımla.” İfadelerine yer verdi. “ERDAL EREN KİTAPLIĞI İNSANIN İNSAN OLMA MÜCADELESİNDE YENİ BİR KAYNAK OLMAYA ADAYDIR” Aydın Çubukçu Erdal Eren’in, gericilik karşısında mücadele eden genç nesle ilham kaynağı olacağının altını çizdi. Programa katılamayan, Aydın Çubukçu gönderdiği mesajda hislerini şu cümlelerle aktardı: “Bu iki isim; Erdal Eren ve Deniz Gezmiş bugün daha güzel bir dünya eşitlik, özgürlük ve barış özlemlerinin birer simgesi olarak yeniden aramızdalar. Dünya koşullarında yalnızca gündelik hak ve çıkarları için aydınlık bir geleceği yaratmak isteyen her genç insan onların kararlılık ve cesaretini cehalete ve gericiliğe karşı ilham kaynağı olarak görecektir. Özellikle Erdal eren adının bir kütüphaneye verilmiş olması çok anlamlıdır. Dünyayı ve insanı anlama tutkusuyla genç yaşında kendisini kitaplardan yükselen ışığa adamış olan bu genç devrimci şimdi faşizmin yüzündeki maskeyi yırttığı anda yaktığı ateşi bir başka biçimde bize ulaştıracak. Gericiliğin tarihi defalarca yakılmış kütüphanelerle yazılıdır. İnsanların en değerli birikimleri matematik, felsefe, edebiyat, sanat ve bilim kaynaklarını egemenliğin düşmanı olarak gören tarihsel gericiliğin korkulu rüyası aydınlanmış insandır. Kitap yazanları ve okuyanları yok etmeye çalışan evrensel gericilik ister dinler kılığında isterse politika kılığında insanın karşısına çıkmış olsun her zaman o ışık duvarına çarparak yenilmiştir. Sonra bir başka yangın, başka bir kılık halinde ortaya çıksa da özgürlük eşitlik ve kardeşliğin ışığı onu tekrar yenmiştir.  Erdal Eren kitaplığı insanın insan olma mücadelesinde yeni bir kaynak olmaya adaydır. Orası dışarıdan bakılınca bir binadan ibarettir. Ona can ve ruh verecek olan başta gençler olmak üzere hepimizin ilgisi ve sevgisi olacaktır. Burada okunacak her satır yapılacak her tartışma ve araştırma yalnızca bizim bilincimizi geliştirmekle kalmayacak geçmişin karanlık yüzlerine tutulmuş yok edici bir ışık olacaktır. “HAYATIN KURUTULMASINA KARŞI HAYATI YEŞERTMEK” Ankara Mamak Cezaevi’nde mahkum olan kadınlar adına söz alan Aygün Zerger, bir dayanışma ve birlik içerisinde hareket ettiklerini söyledi. Konuşurken sesi titreyen Aygün Zerger duygularını kısaca açıkladı: “1981 yılında Mamak Cezaevi A blok 1. koğuşta kaldım. Biz 55 kadın yaşadıklarımızı, anılarımızı bu kitaba sığdırdık. Erdal ile ilgili de çok anımız var. Erdal asıldığında ben orada değildim. Bu kitapta arkadaşlar bahsediyorlar. Müthiş bir birlik ve dayanışma içerisindeydik. Hayatın kurutulmasına karşı hayatı yeşertmek çabası içinde bizde varız, bizde yanınızdayız.” 12 EYLÜL KARANLIĞININ EN KOYU NOKTASINDA BELİREN BU DURUŞ DÖNEMİN TÜM MAHPUSLARININ VE EZİLEN AYDINLARININ DİRENME CESARETİNİ ARTIRDI.” Programa katılamayan 68 kuşağı yazarlarından Muzaffer Oruçoğlu, Erdal Eren’in dik ve duygu yüklü duruşunun kendisi için çok farklı anlam ifade ettiğini belirtti. Muzaffer Oruçoğlu mesajında: “Erdal Eren’in benim iç dünyamdaki ilk imajı, dik ve duygu yüklü bir duruş olarak belirdi. 12 Eylül karanlığının en koyu noktasında beliren bu duruş dönemin tüm mahpuslarının ve ezilen aydınlarının direnme cesaretini artırdı. Ölüme yürürken yaşamı en anlamlı yönleriyle yüklenen ve tüm sevecenliğiyle savunan bu güzel devrimci delikanlının adına bir kütüphane açtığınız için tümünüzü sevgiyle kucaklıyorum. Dileğim el ele verip bu tip kütüphaneleri çoğaltmaktır.” ifadelerini kullandı. “İNSAN ÖMRÜ ZAMANIN, SONSUZLUĞUN KARŞISINDA BİR NEFESLİK DURAKTIR” Programa katılım gösteremeyen Aydın Öztürk, ömrün kısa veya uzun olmasının bir anlam ifade etmediğini, önemli olanın ömrümüze kattığımız anlam olduğunu vurguladı. Aydın Öztürk mesajında şu cümleleri kaydetti: “ İnsan ömrü zamanın, sonsuzluğun karşısında bir nefeslik duraktır aslında. Uzun da yaşanır. Bazen kısacık bir zamandır. Oysa önemli olan bu uzunluk ve kısalık değildir. Ömrünüze kattığınız anlamdır. Erdal Eren, bu dünyada sadece 16 yıl 2 ay 20 gün yaşadı. Bir suçu yokken yaşını büyütüp darağacına gönderdiler. Yıllar geçtikten sonra o dönemin baş diktatörü Evren, yeşil cenaze arabasında bir şoför, bir imamın eşliğinde gömüldü. Bir yalnızlık da bir kimsesizlik de bu. Oysa Erdal Eren her daim kalbimizin üstünde bir kırmızı gül gibi duruyor” ifadelerini kullandı. “ERDAL HALKININ ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN YAŞADI, YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR” Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Mustafa Köz konuşmasına, Dostlar merhaba, Erdal kardeşim merhaba diyerek başladı. Geçen yılların yapılan zulmü unutturmadığına dikkat çeken Mustafa Köz:  “Göğsümdeki karanfil Erdal’ın karanfili. O karanfil, solmadı, solmayacak. Yıllar bazı şeyleri unutturmaz. En önemlisi zulmü unutturmaz.  Bellek unutmaya ayarlanmıştır ama unutulmayacak şeyler de vardır.  Hani diyoruz ‘unutursak kalbimiz kurusun’  bu sadece öylesine söylediğimiz bir söz değil. Çünkü belleği yok etmek istiyorlar, siz unutun biz başka tarih yazalım diyorlar. Tarihi devrimciler yazar. Erdal halkının özgürlüğü için yaşadı, yaşamaya devam ediyor.” dedi. Mustafa köz konuşmasını, Evrensel Gazetesinde yayınlanan köşe yazısını okuyarak bitirdi. “ERDAL HALKININ GELECEĞİ, SINIFSIZ, SINIRSIZ BİR TOPLUM OLUŞTURULMASI İÇİN MÜCADELE İÇERİSİNE GİRDİ” Erdal Eren’in çocukluk ve mücadele arkadaşı Emin Gökturna, Erdal Eren’in 1980 darbesi öncesi işçi sınıfının güçlenmesinde önemli rol oynadığının altını çizdi. Erdal Eren’in kamuoyunda 17 yaşında idam edilmesiyle anıldığını ifade eden Emin Gökturna: “Erdal halkının geleceği, sınıfsız, sınırsız bir toplum oluşturulması için mücadele içerisine girdi. Erdal kamuoyunda 17 yaşında idam edilmesiyle anılıyor. Erdal’ı esas olarak Erdal yapan o dönem liseli gençlik mücadelesinde yer almasıdır.” cümlelerini kaydetti. “ERDAL EREN 12 EYLÜL FAŞİZMİNİ DEŞİFRE ETMİŞ, AÇIĞA ÇIKARMIŞ GENÇ BİR KOMÜNİSTTİR” Türkiye Gençliği adına söz alan Elif Ergin, Erdal’ın arkadaşlarına, Erdal’ın yoldaşlarına, Erdal’ın yol arkadaşlarına diyerek konuşmasına başladı. Erdal Eren’in idam sehpasına giderken bizlere bir mesaj vermek istediğine vurgu yapan Elif Ergin, Erdal Eren’in bir simge olduğunu söyledi. Elif Ergin Türkiye Gençliği adına şu açıklamayı yaptı: “Erdal’ın idamının üzerinden geçen 38 seneyi sadece anmak için değil anlamak içinde buradayız. Her geçen gün Erdal’ı anmaya ve anlamaya devam ediyoruz. Erdal 17 yaşına rağmen çok açık bir kararlılıkla ve bilinçle ne yaptığını bilerek, idamıyla, ölümüyle, geleceğe, genç kuşaklara nasıl bir mesaj vereceğini düşünerek gitmiştir. Erdal Eren, 12 Eylül faşizmini deşifre etmiş, açığa çıkarmış genç bir komünisttir. O Mesaj En karanlık, en baskıcı dönemlerde eşit ve özgür bir gelecek mücadelesi vermenin zorunluluğudur.  Türkiye ve dünya gençlerinin mücadelesinde bir simge, bir yol, bir bayrak olmuştur. Bir tek adam rejiminin altında, bilimin karşısında, eşitliğin karşısında, insanca yaşamanın karşısında, iktidarın ve onun temsilcileri, Türkiye gençliğinin karşısına bir karanlık dayatıyorlar. Bugün üniversiteler, liseler, atölyelerde gençler eşit ve özgür bir geleceğin hayalini kuruyorlar. Sokaktaki gencin,  fabrikada çalışan işçi gencin gözlerine ne zaman baksak o gözlerde Erdal’ın da özlemini duyduğu eşit ve özgür bir gelecek özlemini görürüz. Erdal’ın idamının üzerinden 38 yıl geçti. 138 yıl geçse de Erdal ve onun şahsında simgeleşmiş tüm devrimciler işçi sınıfının özgür bir gelecek kurma mücadelesinde yaşıyorlar ve yaşamaya devam edecekler. Erdal’ın idam kararı çıktığında dünyanın dört bir tarafında, Dominik’ten Fransa’ya, Fransa’dan Almanya’ya, dünya gençleri imza kampanyası yapmışlar. Çünkü Erdal’ın temsil ettiği talepler, temsil ettiği mücadele yalnızca Türkiye gençliğinin değil, emperyalist, kapitalist ülkelerde yaşayan gençlerin de talebidir.” “ONLARIN EŞİT, PARASIZ EĞİTİM TALEBİ BİZİM DE TALEBİMİZDİR” Fransa’da direnenlere selam göndermeyi ihmal etmeyen Elif Girgin konuşmasına şöyle devam etti: “Bu vesile ile günlerdir Fransa’da direnen arkadaşlarımıza selam gönderiyoruz. Onların eşit, parasız eğitim talebi bizim de talebimizdir. Ülkeyi yönetenlerin adı Macron olmuş, Merkel olmuş Erdoğan olmuş fark etmez. Bugün Türkiye işçi sınıfı, dünya işçi sınıfı ve dünya gençliğinin karşısında böylesi bir karanlık varsa onların karşısında bizim de denizler gibi Erdallar gibi heyecanla mücadeleye devam etmiş, devrim mücadelesini bizlere miras bırakmış değerlerimiz var.” Erdal’ı anmak bir kez daha hatırlamak,  onun idama gittiği talepler etrafında mücadelenin bugün gençliği ve geleceği kurtaracak mücadele olduğunu söylemektir. Bu mücadele devam edecek. Onu asanlar tarihin çöplüğündeki yerlerini çoktan aldılar.  Ama Erdallar dünya gençliğinin ve işçi sınıfının mücadelesinde özgür ve gelecek günlerinde, yaşamaya devam edecek” diye konuştu. “ERDAL BİR HUKUK MÜCADELESİ BAŞLATTI VE KAZANDI” Erdal Eren’in lise arkadaşı Zeki Kilim konuşmasına, Erdal Eren ile başından geçen bir anısını anlatarak başladı.  Zeki Kilim: “Erdal çok başarılı bir öğrenciydi. Derslerinin başarısının yanı sıra bizden küçük olmasına rağmen bizlere bile öğretmenlik yapabilecek ruha sahipti. Erdal okuldan uzaklaştırıldığında hep soruyordu ‘neden okuldan attılar’ diyordu.  Bir hukuk mücadelesi başlattı ve kazandı.  Onun ilk haberini vermek bana nasip olmuştu. Onun gözlerindeki o pırıltıyı ve sevinci unutamam” dedi. Erdal Eren Kütüphanesi’nin açılmasında desteğini esirgemeyen kurum ve kuruluşlar ise şu şekilde; Sosyal Araştırmalar Vakfı, Evrensel Yayınları Nota Bene Yayınları, Ayrıntı Yayınları, İttihaki Yayınları, Kurgu Kitap Yayınları, İletişim Yayınları, Dipnot Yayınları, Yurt Yayınları, Nesim Vakfı, Anadolu Müzik ve Arda Müzik.