ÖZEL HABER ATAŞEHİR DE GÜNDEM KISITLAMA PANDEMİ

 ÖZEL HABER...

Kabine toplantısı sonrası kısmi kapanma kararlarının açıklandığı Türkiye’de,  uygulanan kısıtlamalardan kimi vatandaşlar memnun olurken, kimileri ise kararları yeterli bulmuyor. Alınan kısıtlama kararlarında  aşılanan 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkma kısıtlaması  tartışma yaratırken, toplu taşımalarda belirli saatlerde yaşanan yoğunluğun sonuçları vatandaşlarda endişeye yol açtı.  Öte yandan pandemi döneminden beri ekonomik çıkmazın içinde olan esnaf ise yardım almadan gelen kısıtlamalara isyan etti.

Biz de Ataşehir’in en yoğun caddelerinden Prestij Caddesi’nde vatandaşlara sorduk: “Kısıtlama kararları hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye…

 

 

 

 

“HASTANEYE GİDEMİYORUZ”

 

SEYFETTİN ANGİ: "Yasaklar geldi ama yeterli değil. Tam kapanması lazım. Önceden 21.00’de idi, şimdi 19.00 oldu. Fark etmiyor ki… 300 kişi ölüyor her gün. Milletin günahına giriyorlar. 

Cumhurbaşkanı oturuyor, kalkıyor ve 65 yaş üzeri vatandaşları diyor. Sen ne istiyorsun 65 yaşından? Onlar zaten dikkat ediyor. Zaten aşı olmuşlar. Ne istiyorsun bizlerden cumhurbaşkanı? Bir yere gidemiyoruz. Hastaneye gidemiyoruz. AK Parti’nin kongresinden de böyle arttı zaten." 

 

 "SAĞLIKLI GEÇİNEMİYORUZ"

 

HİLMİ SEL: "Sadece 65 yaş üzerini durdurmak ile olur mu? İyi değiliz yani. Maddi durum da öyle, sağlıklı geçinemiyoruz. Bir işe gitmek istiyorsun, 65 yaşındayız diye otobüslere binemiyoruz. Bir yere gidemiyoruz. Hastaneye gidemiyoruz. O zaman taksilere indirim yapsınlar, biz onlara binelim. O da yok." 

 

"KARŞIDA İŞİM VAR GİDEMİYORUM TAKSİYE VERECEK PARAM YOK"

 

"Birkaç ay çıkmıyoruz sonra bakıyoruz ki her yerde kalabalık mevcut. Ondan sonra belirli kişilere sen çıkma diyorlar. O zaman önlemi iyi alacaksın. Böyle yarısını sokağa bırak, yarısını işe gönder, yarısı evlerde, eğlencelerde bu iş yürümez ki… Aşıda olduk. İki ayda ikinci aşıyı da olduk. Karşıda işim var. Gidemiyorum. Taksiye para verecek gücüm yok ki… Dün hastaneye gittim, otobüse binmek istedim. Otobüs almadı. Erenköy’den buraya yürüyerek geldim. E o zaman biz nasıl gidelim? Hep evlere tıkma ile olmaz ki… Herkes konuşsun ki, çözülsün bunlar. Fakat bazıları da konuşamıyor korkudan. Yukarıdakiler bizi koruyacak ki, biz önlemini alalım… Kongre oluyor ve bakıyorsun binlerce kişi kongreye katılıyor. O zaman öbürü de diyor ki, “o niye yapıyor, ben de dinlemiyorum” şekline dönüşüyor." 

 

"HERKES KENDİ ÇIKARININ PEŞİNE DÜŞMÜŞ"

 

"Geçim konusunda da öyle hiç iyi değiliz. Aldığımız maaş ay sonunu getirmiyor. Aynı askerlik gibi gün sayıyoruz. Ne zaman ay sonu gelecek diye? Ben İçerenköy’de oturuyorum. İyi ki de babam 1993’te bize orada bir ev almış. Şimdi kirada olsaydık, sürünüyor olurduk. Kime sorsan 3 bin – 3 bin 500 lira kiralar diyor. Bu insanları düşünen yok ki… Herkes kendi çıkarını düşünüyor. Seçim zamanı geldiğinde herkes kuzu oluyor. Yiyecek vermekle olmuyor. Ben bir gün doymuşum ikinci gün aç gezmişim. Bunun hiçbir anlamı yok. Her gün kazanım kaynasın istiyorum. Çoluk çocuğum mutlu olsun. Biz şanslıymışız yine… Ben 72’de geldim, İstanbul’da böyle bir sıkıntı yoktu. Hangi görüşte olursa olsun işe giriyordu. Şimdi illa şu, bu partiye oy vereceksin ki işe giresin… Ben her partiye de oy verdim. Denedik, hiçbirisinde de işe giremedi çocuklarım. Hiç ilgilenen yok. Herkes kendi çıkarının peşine düşmüş. Çok sıkıntılar var. Tekel’deydim ben. 75 bin kişi oradan ekmek yiyordu. Bu insanlar nereye gitsin? Sadece alışveriş merkezi ile bu iş yürümez ki? Para olacak ki ben gidip alışveriş yapabilirim? Para olmayınca neyle alayım ben?"

 

"MİLLET ÖLÜYOR HASTANELERDE YER YOK"

 

Bekir Mutlu: "Millet ölüyor. Hastanelerde yer yok. Bizim komşu gitti de, “kalabalıktan geri kaçtım” dedi. Ankara’daki adam burada olan herkesin başına bekçi koyamaz ki… Milletin de kendi kendisini koruması gerekiyor."

 

Gül Şeker:  "Hayır, hiç yeterli yasaklar değil. Adam gibi düzgün bir şey yapılsın. Çünkü yine millet aynı. Mesafe yok. Cumartesi ve pazarın adı “kısıtlama” ama hiç kısıtlama yok. Herkes sokakta. Hiçbir şey yok yani. Böylelikle mi olacak? Kongreleri yaptılar. Ondan sonra toplu toplu bizi öldürüyorlar. En büyük sebep kongreler. Topladılar lebalep gibi. Şimdi de lebalep gibi öldürüyor herkesi. Ben insanların yeterince dikkat ettiğine inanıyorum. Bütün suçun kongrelerde olduğuna inanıyorum. Herkese yasak ama kongreler serbest. En büyük şeyler oralardan çıktı."

 

“BAKANIN 84 MİLYONU SORUMLU TUTMASI KOLAYA KAÇTIĞINI GÖSTERİR”

 

Hüseyin Çelik: "Yasaklar normal bence. Fazlası da insanı daha çok sıkar. Saat 19.00’da evlerine giriyor olması normal. Kongrelerde de hatada var. Onlar yapıyor diye diğerlerinin de yapması diye bir kural yok. Sağlık Bakanı’nın 84 milyonu sorumlu tutması da kolaya kaçtığının göstergesi. Aşının hepsini birden yapmakta iyi değil, neticesinin ne olduğunu bilmiyoruz. Yavaş yavaş yapılması daha mantıklı." 

 

 

 

"NE GELİRİM VAR NE BAŞKA BİR ŞEYİM PERİŞAN DURUMDAYIM UTANIYORUM BUNU SÖYLERKEN"

 

 

Mehmet Yılmaz: "Bizleri bunalttı. İnan artık kapıdan dışarı çıkamaz olduk. Rezil olduk. Kepaze olduk. Artık Allah’tan korkuyorum. Ne diyeyim… Bu nedir ya? Tamam, hastalık var ama bu kadarı da olmaz. İnan, çok bunaldık. Hanımım hasta dışarı çıkamıyor. Ben çıkamıyorum. Yolun başından buraya zor geliyorum. Başka bir gelirim yok. Gelirim sadece bu tezgah. Çalışıyordum, ameliyat oldum maaşımı kestiler. Yüzde 83 raporluyum. Raporumla bana bir sene maaş verdiler. Bir sene sonra otomatik olarak durdurdular. Ne gelirim var ne başka bir şeyim… Perişan durumdayım. Utanıyorum bunu söylerken. Ben 72 yaşındayım. Ben bu vaziyette 3-5 kuruş kazanmaya çalışıyorum. Yazık günah değil mi bana? Kızımın dükkanı vardı, kapandı. Kiraları ödeyemedik. Oğlum var boşta. İş istedim vermediler. Adamına göre muamele yapıyorlar. Her şey adamına göre olmaz. Herkesi bir tutacaksın." 

 

Kadriye Kılıç: "Biz zaten evden çıkmıyoruz. Böyle iyi yani. İnsan içine çok girmeyeceğiz. Evlerimizden ihtiyacımız olursa çıkacağız." 

 

“VAKALARIN SORUMLUSU HÜKÜMETTİR” 

 

Emre Kızılcam: "Tam kapama yapabilirlerdi aslında. 84 milyon sorumlu değil kendileri sorumlu. "

 

Hasan Gökdağ: "Bu yasaklar hiç yeterli değil. Kendileri yapıyor kongreleri, toplantıları. Her şey ortada."

 

"HÜKÜMET HALKA ÖRNEK OLACAĞI YERDE TAM TERSİ BİR GÖRÜNTÜ ÇİZDİ"

 

Çetin Kalkan: "Bu yasaklar daha önceden alınması gerekirdi. Önceden daha sıkı kapanma yapılsaydı, çok daha iyi olurdu. Bu durumda olmazdık en azından. Hükümet halka örnek olacağı yerde tam tersi bir görüntü çizdi. Bu vakaların en büyük sorumlusu hükümettir. 65 yaş üstüyüm ve aşı olmadım. Aşıya güvenmediğimden değil ama olmadım." 

 

"BAŞTAKİLER DE TOPLANTILAR YAPTI"

 

Musa Şahin: "Yasaklar yeterli değil. Kaç kere böyle yasaklar geldi ama önüne geçilemiyor. Bir ay en azından tamamen kapatılması gerekiyor. Yapmadılar. Bu şekilde de virüsün önüne geçilmesi çok zor oluyor. Kurallara uymadığı için vatandaşta da suç var. Baştakiler de toplantılar yaptı. O yüzden olmuyor. Daha fazla aşılanmanın olması gerekiyor. Ancak böyle düzelir. Ben ikinci aşıyı da oldum. Çin aşısı oldum." 

 

"EN BAŞTA DA KURALLARA DEVLET UYMUYOR"

 

Yüksel Alpaslan: "Zamanında kurallar çok ciddiye alınmadı. Mesela millet maskesiz dolaşıyor. En başta da kurallara devlet uymuyor. Çünkü kuralları onlar belirliyor." 

 

Fatma Başkaya: "Yasaklar yetersiz. Hastalık bitmiyor ki… Olan yaşlılara oluyor. Sokakta insanların kimisinde maske var, kimisinde yok. Evde oturanlar eziyeti çekiyor. İki kere aşı oldum. Çok şükür, güzel geçti. Olmayanlara da tavsiye ederim. Bir an önce bitsin şu hastalık." 

 

 ATAŞEHİR'DE GÜNDEM