RANT-,İNTİKAM-,-SESSİZLİK

İBB’nin düzenlediği “Kanal İstanbul Çalıştayı”nda çılgın proje olarak vatandaşın hayatına giren Kanal İstanbul Projesi Millet İttifakı’nın eleştirileriyle geçti.
Kanal İstanbul Çalıştayı'nda rant,  insana yatırım ve İstanbul’dan götürecekleri merkezinde iktidar partisi ve Cumhurbaşkanı eleştirildi. Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin öncelikleri insan mı birilerine özel avantaj rant sağlamak mı?” ile projeyi eleştirirken İYi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Erdoğan’a yüklendi; “Üzgünüm ama Sayın Erdoğan bu ülkenin babası sayıyor kendini.” . Ekrem İmamoğlu ise vatandaşlara seslendi: "Sözünü yükselt; sesini değil." 

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi  (İBB) tarafından düzenlenen Kanal İstanbul Çalıştayı’nı Millet İttifakı’nın liderleri Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Meral Akşener açtı. Kılıçdaroğlu’nun “rant”, Akşener’in “intikam”  ve İmamoğlu’nun da "sessizlik" açıklamaları çalıştaya damga vurdu.

 

“TÜRKİYE'NİN ÖNCELİKLERİ NE? RANT, PARA HIRSI, BİRİLERİNE PARA VERME”

 

İşte Kılıçdaroğlu’ndan gelen proje uyarıları:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:  Öyle bir noktaya geldik ki, üniversite öğrencilerine verilen yemeğe zam yapıyorlar. Temmuz şehitleri yakınlarının ve gazilerinin paralarına göz diktiler. Ama ‘Kanal İstanbul'u yapacağım' diyorlar. Eğer bu ülkenin sorunlarıyla, bu kentin sorunlarıyla, bu kadim kentin sorunlarıyla ilgileneceksem, önce insana yardım ederim. Kentsel dönüşümü yapalım. Hazır Büyükşehir Belediye Başkanımız. Onun ekipleri, kadroları hazır. İlçe belediyeleri de hazır. Hiçbir siyasi parti farkı gözetmiyor. Neden önceliği insan hayatına vermiyoruz. Çocuklarımızın geleceği için çaba harcamıyoruz. Onları neden deprem riskiyle baş başa bırakıyoruz. Bir kişinin dayatması nedeniyle Türkiye açısından büyük sorunlar doğuracak bir proje gündemde. Bu projenin önceliklerini kim belirliyor? Bu ülkenin mimarları mı, mühendisleri mi, jeologları mı, ekonomistleri mi, dış politika uzmanları mı? Hayır. Bir kişi belirliyor. ‘Benim önceliğim budur, ben bunu yapacağım' diyor. Biz de diyoruz ki; ‘Kusura bakma beyefendi, sen bunu yapamazsın.' Bunu yapmaya kalkan olursa bir kuruş para dahi vermeyeceğiz Millet İttifakı iktidarında. Kimse yapamaz. Bu şehrin, bu ülkenin bu kadar derdi varken, bu projenin önceliği nedir? Rant, para hırsı, birilerine para verme. Türkiye'nin öncelikleri ne? Bu ülkenin öncelikleri insan mı birilerine özel avantaj rant sağlamak mı? ‘Erdoğan Kanal İstanbul'a karşı çıkıyorsanız bizi ikna edeceksiniz' diyor, güzel bir cümle aslında. İBB Başkanımız beyefendiye davet etti, ‘gelin' dedi. Bilim insanları oturup tartışacaklar ben de dinleyeceğim, siz de dinleyin belki ikna ederler. Gerçi beyefendi her konuda uzman. Gelmedi. Libya olayı dolayısıyla asker gönderme kararı alırken ‘niye asker gönderiyoruz' dedik, ‘BM Barış Gücü göndersin' dedik. Erdoğan inanın uluslararası hukuku bilmiyor. Meşru hükümet ile darbeci arasında arabulucu olunur mu' diyor. Putin geldi BM'ye çağrıda bulundular. Beni dinlemiyorsun Putin söylediği zaman ‘Evet BM'nin gelmesi ve o sorunu çözmesi lazım' diyorsun. İlla Putin mi diyecek bu Kanal İstanbul yanlıştır? Sayın Erdoğan'a bir önerim var TÜBİTAK'ın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na verdiği rapor var. 14 madde halinde bu projenin ne kadar yanlış olduğunu sayıyorlar. 6 sayfa altında da 6 bilim insanının imzası var. Bana inanmayabilirsin diğer bilim insanlarına da inanmayabilirsin ama sana bağlı bir kurum. TÜBİTAK Türkiye'nin gözbebeği olan bir kurum. Tavsiyem eğer bulamazsan o raporu ben sana göndereceğim ama diyorsan ki sen gönderdiğin zaman ben sana inanmıyorum Putin'e Trump'a göndereyim o sana göndersin. ÇED raporunu yerden yere vuruyor. Siz bu raporu görmüyor musunuz? Bu bilim insanlarının görüşlerine değer vermiyor musunuz?

 

 

“SAYIN ERDOĞAN BU ÜLKENİN BABASI SAYIYOR KENDİNİ”

İşte  Akşener’den gelen proje uyarıları: 

 

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener: Kanal İstanbul'un 9 senedir üzerinde durulmuyordu, bugün niçin birden bire önümüze getirildi. Bunu anlamak mümkün değil. Herhangi bir bilim insanıyla tartışılmış mı? Hayır. 9 yıl boyunca uyutulmuş da niye bugün ortaya konmuş? Türkiye'ye büyük kazançlar sağlayacak mı? Hayır. İstanbulluyu ferahlatacak mı? Hayır. ‘Ecdat ecdat' diyenler açısından Fatih Sultan Mehmet'in emaneti açısından bırakılan vasiyete uygun mu? Hayır. Bunlar niye oluyor biliyor musunuz? 31 Mart'ta Ekrem Başkanı seçtiğiniz için. Beyefendinin sinirini bozdunuz. 23 Haziran'da, bütün İstanbullu, 804 bin oy farkla Ekrem İmamoğlu'nu yeniden seçti. Beyefendinin sinirini iki kere bozdunuz. Bu, İstanbullulara ders verme eylemidir. Bu Kanal işi nereden çıktı? Sebebi sensin başkan. Kazanmasaydın, olmayacaktı. Bu bir yönetim anlayışıdır. Üzgünüm ama Sayın Erdoğan bu ülkenin babası sayıyor kendini. Böyle bir ruh hali olamaz. Erdoğan babamız, bizler de onların sinirini bozan insanlarız. Bu, İstanbulluyu cezalandırmaktır. Bu, ‘Ben bu ülkenin her şeyiyim' diyen bir bakış açısının tezahürüdür. Bu, ‘Güç benim elimde. Canım isterse, herkesin kafasına o çekici vururum' demenin tezahürüdür. İstanbullu “Ben istedim, yapacaksınız” tavrına “hayır” diyecektir. Kaya gibi duracaktır. Ben, imza vermeye gittim. O sırada duran insanların olgunluğu görülmeye değerdi. İstanbullu, bu ne olduğu belirsiz projeye ‘hayır' diyecek ve geçit vermeyecek. Ben buna inanıyorum. İstanbullu, bu cezalandırmanın karşılığını oyuyla karşılık verecek. Kanal İstanbul'a “hayır” demek, “ucube sistem” olan başkanlık sistemini değiştirmenin de yolunu açacaktır. Buna hepimiz en yakın zamanda şahit olacağız. İstanbul kazanacak.

 

 

 

‘SÖZÜNÜ YÜKSELT; SESİNİ DEĞİL.'

 

İşte İmamoğlu’ndan gelen proje uyarıları:

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: Kanal İstanbul, mecbur olmadıkça hiç kimsenin asla evet demeyeceği, çok büyük ve çok riskli bir ameliyat. Tamamıyla yanlış bir ameliyat. İstanbul kesip biçilecek. İstanbul'un hayati sistemleri zarar görecek. İstanbul'un bazı bölgeleri felç olacak. Şehri böyle riskli, böyle ölümcül bir ameliyata sevk edenler, ‘Siz ne derseniz deyin, bu ameliyat yapılacaktır' diyemez. Bunu yapmayı kafalarını koymuş olanlar, bu ameliyata neden mecbur olduğumuzu mutlaka anlatmak zorundalar. Bu çalıştay, İstanbul'un bağrına batırılacak bıçağın, yani Kanal İstanbul'un bütün risklerini bilimsel olarak ortaya koymayı amaçlıyor. Kanal İstanbul'la ilgili tavrımız siyasi değil, hayatidir. Bu proje, bu şehrin tüm tarihi boyunca karşılaşabileceği en büyük risklerden biridir. ‘Siz ne derseniz deyin, biz bu ameliyatı yapacağız' diyenlerin iki temel argümanı var: ‘İstanbul Boğazı'ndaki gemi geçişleri dolayısıyla yaşanması muhtemel riskler ve bu projenin Türkiye'ye sözüm ona gelir getirecek olması.' Kimse bizi, tabiri caizse, çocuk yerine koymasın Yapılması gereken, Samsun-Ceyhan Petrol Boru hattı gibi farklı alternatifler geliştirmek ve hayata geçirmektir. İstanbul, Kanal İstanbul'a mecbur bir şehir değildir. Ama İstanbul, duran metro yatırımlarını başlatmaya, trafik sorununu bütün medeni metropoller gibi çözmeye mecburdur. İstanbul, elinde kalan yeşil alanlarını korumaya mecburdur. İstanbul, çocuklarına, gençlerine eğitim imkanları sunmaya, burslar sağlamaya mecburdur. İş imkanları yaratmaya mecburdur. Hükümetle iş birliği ve uyum içerisinde çalışmaya hazırız ve istekliyiz. Yalnız bizim tek bir şartımız var: Hiç kimse, ‘Ben bilirim, ben yaparım' demesin. Hiç kimse, halka sesini yükseltmesin. Mevlana'yı dinlesin. Bakın ne demiş Hazreti Mevlana: ‘Sözünü yükselt; sesini değil.'

KAYNAK: SÖZCÜ

ATAŞEHİR’DE GÜNDEM