unnamed

 

 

Bir şubesi de Ataşehir’de bulunan ve 1949’dan bu yana kadınların toplumdaki yerini ve değerini yükseltmek için bir araya gelen Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği üyeleri, farklı ve yeni projelerle 26 şubesini çoğaltmak için yoluna devam ediyor.

70 yılldır kadın odaklı misyonundan vazgeçmeden kadının toplumdaki yerini yükseltmek için çalışmalar yapan dernek, oluşturdukları komisyonlarla ülkenin birçok yerinde şubeleşmeyi amaçlıyor. Derneğin çalışmaları ve yakın gelecek planları için Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Başkanı Hülya Yüksel ve yedi yıl boyunca Ataşehir Kent Konseyi’nde başkanlık yapan, şimdi de Türk Kadınlar Derneği’nde Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Şerife Özdemir ile konuştuk:

 

 

Türk Üniversiteli Kadınlar Dernek Başkanı olarak sizi tanıyabilir miyiz?

 

“kariyerim  erkek egemenliğinin yoğun olduğu bir alanda geçti”

 

“Adım Hülya Yüksel 1959 doğumluyum,  beş kuşaktır İstanbulluyuz. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezunum. Amerika’da bilgisayar bölümü üzerine yüksek lisans yaptım. Mezuniyet sonrası bir tesadüf eseri telekomünikasyon sektörüne girdim. Zaman içerisinde kademeli olarak üst düzeye kadar yükselme şansım oldu. Amerika’da olmak üzere birçok farklı ülkede çalıştım. Kariyerim  erkek egemenliğinin yoğun olduğu bir alanda geçti.”

 

 “TEK MİSYONUMUZ KADIN”

 

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin en önemli özelliği nedir?

 

“Derneğimizin en önemli özelliği üniversite mezunu olunması gereği... O dönemde  üniversite mezunu sayısı daha az olduğu için içeriği farklı bir şekilde düzenlenmiş. Bugün de biz aynı şekilde devam ediyoruz. Bizim çok net bir şekilde hedefimiz, amacımız ve misyonumuz var. O da Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, kadının toplumda siyasi, ekonomik ve sosyal olarak konumlanmasını sağlamak. Toplumda kadınları görünür kılmak ve hak ettiği yerde olması için aktif olarak görev yapan bir dernek olmaya devam etmek. Bunun için de üniversitede okuyan kızlarımıza destek olmak, onları ilerideki yaşama hazırlamak, iş hayatındaki kadınlarımızın yanında olmak, toplumda farklı kesimlerde yer alan kadınlarımıza yol göstermek, geliştirmek gibi kadını hedef alan bir misyonumuz var. Tek misyonumuz kadın...”

 

 

“Ülkemizin bulunduğu coğrafya zorluklar içeriyor”

 

 

 

 

Dünyada kadının yeri hep tartışılırken, Türkiye’ye döndüğümüzde bunu tartışmak dahi sorun oluyor maalesef. Ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz bu durumda?

 

 

“Ben 2006’dan bu yana Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin çeşitli kademelerinde yer aldım.  26 şubemizin hepsini belirli zamanlarda geziyoruz, her daim ilişki içindeyiz. Şubelerimizi analiz ettikçe şunu görüyoruz; ülkemizin çok farklı coğraflarından getirdiği özellikler çok farklı yapılar bulunuyor. Yani siz Konya’da Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği olarak varsanız o toplumun siyasi ve ekonomik özelliklerini göz ardı ederek burada İstanbul’da oluşturduğunuz bir takım standartları oraya uygulayamazsınız. Şubelerimizin bulunduğu illerdeki özelliklere göre genel merkezimizde belirlediğimiz stratejileri  revize ediyoruz. Zorluklar tabii var. Ülkemizin bulunduğu coğrafya zorluklar içeriyor.  Global olarak ekonominin gidişatını görüyoruz. Teknolojinin iletişimin geldiği noktaları görüyoruz. Şimdi bunların hepsini göz ardı ederek strateji oluşturmamız mantıklı değil. Derneğimiz o kadar sağlam temeller üzerine kurulmuş ki; ne koşul olursa olsun, ülke gündeminde ne değişirse değişsin,  hedefi hep aynı olduğu için de sarsılmıyor. Fakat çok da öne çıkıp kendini gösteren bir dernek  değiliz.”

 

 

 “Bundan sonra KONTROLLÜ BİR ŞEKİLDE GÖRÜNÜR OLACAĞIZ VE KENDİMİZ TANITACAĞIZ"

 

 

 

“Şimdiye kadar çok öne çıkmadık ama, şimdiden sonra değişeceğiz. Biz siyaset üstü bir derneğiz. Bundan sonra kontrollü, bir şekilde görünür olacağız ve kendimizi tanıtacağız. Daha çok kadına ve kız öğrencilerimize ulaşmak için yeni hedefler belirleyeceğiz.”

 

 “ülkeden aldıklarımızI ülkeye geri vereceğiz”

 

Sivil toplum örgütlerine gençleri çekmek çok zor. Bunun için neler yapıyorsunz? Sizler kız öğrencilerine nasıl burs veriyorsunuz?

 

 

“Bizim 1000’e yakın bursiyerimiz var.  Burs veren bütün kurumların isteği şartlar bizde de geçerli. Biz, mezun olan bursiyerlerimizden giriş aidatı almadan, ilgili şubeye veya gittiği ildeki şubeye üye yapmak istiyoruz. Onları yaş ve konumlarına uygun olarak bünyemize katmak istiyoruz. Bu ülkeden aldıklarımızı ülkeye geri vereceğiz. Yaptığımız her çalışma derneğimize ve ülkemize ışık olacak.”

 

 

 

 

 

Yedi yıl Ataşehir Kent Konseyi’nde başkanlık yaptıktan sonra siz de Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin yönetiminde yer alıyorsunuz.

 

 

“Ben de Avukat Şerife Özdemir olarak derneğimizde başkan yardımcılığı yapmaktayım.  Biz Ataşehir’de Türk Ünversiteli Kadınlar Derneği’mizi kurduk.  Kadının toplumu bir sonraki nesle daha iyi teslim etmek gibi bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Bunun için çalışıyoruz. Şuan 12 komisyon oluşturduk. Bu komisyonların en önemlileri eğitim ve hukuk. Eğitim ve hukuk konusunda kurduğumuz komisyonlarla daha çok kadına ulaşacağımıza, daha çok üyeye sahip olacağımıza inanıyorum.”  

 

“ Doğu - Batı diye bir ayrım yok bizde”

 

 Türkiye’de üniversiteden ziyade özellikle ülkenin  doğu kesiminde kadınların arasında ilkokul mezunu dahi olamayan var. Siz de 70 yıldır  26 şubesi olan ve kadın misyonu üzerine kurulu bir dernek olarak bu bölgelerde şubenizin olmamasının sebebini neye bağlıyorsunuz? Dernek başkanı olarak bununla ilgili bir çalışmanız var mı?

 

“Şerife Hanım’ın (Özdemir) da bahsettiği gibi yeni düzenlediğimiz  12 komisyonumuz var.  Bu komisyonların içinde de bir tanesini de örgütlenme olarak kurduk. Örgütlenmenin içinde bu sene en öncelikli amacımız bütün illerimizde var olabilmek olacak. Doğu - Batı diye bir ayrım yok bizde. Önceye dönük bir yorumda bulunamasam da, yakın gelecek planlarımızda örgütlenmemiz daha öne çıkacak.”