Övgü-İnal

ATAŞEHİR'DE BAŞAK CENGİZ EYLEMİ

Barbaros mahallesi Karanfil Sokak'ta samuray kılıcı ile katledilen 28 yaşındaki mimar Başak Cengiz, katledildiği yerde karanfillerle yapılan eylemle anıldı.

İş için üç günlüğüne geldiği İstanbul'da 9 Kasım günü vahşi bir cinayete kurban giden 28 yaşındaki mimar Başak Cengiz, katledildiği yerde site sakinlerinin düzenlediği bir anma etkinliği ile anıldı. Cinayetin gerçekleştiği yer olan Barbaros mahallesindeki Karanfil Sokak'ta düzenlenen anma etkinliğine Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), İYİ Parti, Gelecek Partisi, Ataşehir Kastamonu Dernekler Federasyonu, İstanbul Kadın Meclisi üyeleri, mahalle sakinleri, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Alanda toplanan yurttaşlar, üzerinde Başak Cengiz'in fotoğraflarının yer aldığı "Sessiz kalmıyoruz" yazılı dövizler taşırken, alana "Unutmayacağız Başak Cengiz" yazılı dövizler ve "Kadın Cinayetlerine Hayır" yazılı bir pankart asıldı. Başak Cengiz'in katledildiği yere karanfiller bırakıldı.

CHP Ataşehir Belediye Meclis Üyesi Sevgi Uluğ, HDP Ataşehir İlçe Eş Başkanı Nahide Yıldırım ve KCDP Üyesi Elif Küçüktongur, eylemden önce gazetemize açıklamalarda bulundu.

ULUĞ: DİKEN ÜSTÜNDEYİZ

 

CHP Ataşehir Belediye Meclis Üyesi Sevgi Uluğ, kadınlara yönelik artan şiddet nedeniyle kadınlar olarak diken üstünde olduklarını söyledi. Ulu, "Ne yazık ki kadınlara yönelik artan şiddet vakaları var. Kadınlar sokak ortasında, hiç tanımadıkları insanlar tarafından, sırf kadın oldukları için katledilebiliyorlar. Yasalar uygulanmıyor, failler ellerini kollarını sallaya sallaya geziyorlar. Bu durumda başka kadınların canlarını yakacakları endişesini taşıyoruz. Kız çocuklarımız okuldan eve gelene dek diken üstünde bekliyoruz. Bu güvensiz ortamın bir an önce sona ermesini istiyoruz" dedi.

İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması kararına da tepki gösteren Uluğ, "İstanbul Sözleşmesi'nden imzamız çekilmesin, 6284 uygulansın, kadınlar korunsun ve faillere en ağır cezalar verilsin istiyoruz. İstanbul Sözleşmesi, Türkiye'nin yüz akı bir sözleşmedir. Ama biz bu sözleşmeden çekildik. Neden peki? İstanbul Sözleşmesi'nin üç tane ana unsuru var. Birincisi, 'kadını güçlendirin' deniliyor. 'Kadını koruyamıyorsan da bari suçluları cezalandır' diyor. Bu sözleşme kadını koruyan bir sözleşmedir. Avukatların mahkemelerde atıf yaparak faillerin ceza almalarını sağladığı bir sözleşmeden biz neden çekiliyoruz? Bunlar ülkeyi yöneten zihniyetin kadınları baskılayan politikalarının sonuçlarıdır. Kadınlar sokağa çıkmasın, çalışmasın, eve kapansın istiyorlar. Kadınları korkutarak iktidarlarını sürdürme gayretindeler. Çünkü biliyorlar ki kadın değişirse dünya değişir. Kadınlar güçlenirse bu düzenleri devam etmez" ifadelerini kullandı.

Yasaların uygulanmamasının failleri cesaretlendirdiğini belirten Uluğ, "Bu suçların failleri, başka suçları da araştırıyorlar ve o suçların cezasız kaldığını görünce cesaretleniyorlar. Canımız yanıyor. Gencecik kadınlarımızın, kızlarımızın katledildiklerini gördükçe içim yanıyor" şeklinde konuştu.

 

Uluğ, son olarak bütün kadınları 25 Kasım Dünya Uluslararası Kadına Şiddetle Mücadele Gününde alanlarda olmaya çağırdı.

YILDIRIM: KADIN OLARAK UTANIYORUM

HDP Ataşehir İlçe Eş Başkanı Nahide Yıldırım, Türkiye'de artan kadın cinayetleri ve kadına şiddet olayları nedeniyle bir kadın olarak utanç duyduğunu söyledi. Yıldırım, "Kadına yönelik baskı ve şiddet günden güne artıyor. Bu durumda ne söyleyebiliriz ki? Yaşamlar bir şekilde yok ediliyor. Türkiye'de son 10-11 yılda yaşanan cinayetleri gördükçe bir kadın olarak utanıyorum" dedi. 

Hükümetin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararına da tepki gösteren Yıldırım, "Kendini gelişmiş ülkeler arasında var ettiğini sanan bir zihniyetin aldığı kararları görüyoruz. İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiler. Her gün kadın cinayetleri yaşanıyor. Artık bunun bir son bulması gerekiyor. Gerçekten bıktık artık. Kadınların can güvenliği kalmadı" ifadelerini kullandı.

KÜÇÜKTONGUR: BU CİNAYETİN BAHANESİ YOK

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Üyesi Elif Küçüktongur ise, pek çok kadın cinayeti ve cinsel saldırı vakasında "o saatte dışarıda ne işi vardı", "neden alkollüydü", "niye o kadar açık giyindi" gibi söylemler ile mağdurların suçlandıklarına dikkat çekerek, "Başak'ın böyle bir hareketi yoktu. Evine dönmeye çalışan, gencecik bir kadındı. Belki ne umutları vardı, ne için mücadele ediyordu ve bunların hepsi yok oldu" şeklinde konuştu.

 

Kadın cinayetlerinin faillerine ağır cezaların verilmesi gerektiğine de değinen Küçüktongur, "Yasalar etkili şekilde uygulanmadığı, sürekli ceza indirimleri verildiği müddetçe bu cinayetlerin sonu gelmez. Failler hak ettikleri cezalara çarptırılmalı. Yetkililerin bu konuda üstlerine düşeni yapmalarını bekliyoruz" dedi. Küçüktongur, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasına da tepki göstererek, "İstanbul Sözleşmesi'ni uygulatmak zorundayız. İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz. Bir kadını daha kaybetmeye tahammülümüz yok" ifadelerini kullandı.

İNAL: ÖLDÜRÜLMEK İÇİN YAŞAMIYORUZ

Başak Cengiz anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. Alanda toplanan kitle adına basın açıklamasını okuyan site sakinlerinden Övgü İnal, Başak Cengiz'in katledilmesinden dolayı büyük bir üzüntü ve dehşete kapıldıklarını söyledi. İnal, "İstanbul'un en güvenli semtlerinden biri olduğunu düşündüğümüz, çocuklarımızı gece gündüz, gönül rahatlığıyla özgür bıraktığımız Ataşehir'e güzel kızımız Başak Cengiz, kılıçla parçalanmaya, katledilmeye, ölmeye gelmedi. Tesadüfen buradan geçen herhangi birimiz, kardeşimiz, evladımız o şuursuzca sallanan, savrulan kılıca canımızı teslim etmek için yaşamıyoruz. En ağır bedeli Başak Cengiz kızımız ödedi ama bu saldırı hepimize yapıldı" dedi.

 

Övgü İnal, basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Sadece biz mahalle veya site sakinlerini değil, tüm ülkeyi dehşete düşüren bir olay sebebiyle buradayız.

9 Kasım Cuma günü akşam saatlerinde genç mimar Başak Cengiz'in hunharca, vahşice, tüyler ürperten, akıllara durgunluk verecek şekilde katledildiği yerde, burada genç, güzel kızımız Başak Cengiz için toplandık.

Tüm ülke, haklı olarak 'bize ne oldu, nasıl bu hale geldik' sorusunu soruyor. Hepimiz bu soruyu kendimize sormalıyız.

İstanbul'un en güvenli semtlerinden biri olduğunu düşündüğümüz, çocuklarımızı gece gündüz, gönül rahatlığıyla özgür bıraktığımız Ataşehir'e güzel kızımız Başak Cengiz, kılıçla parçalanmaya, katledilmeye, ölmeye gelmedi. Tesadüfen buradan geçen herhangi birimiz, kardeşimiz, evladımız o şuursuzca sallanan, savrulan kılıca canımızı teslim etmek için yaşamıyoruz. En ağır bedeli Başak Cengiz kızımız ödedi ama bu saldırı hepimize yapıldı.

Her zamankinden daha çok, iş başa düştü.

Yakınmak yerine sorunlara sahip çıkmamız, sorunlara çözüm bulmamız veya buldurmamız, sorunumuz sonuçlanana kadar takip etmemiz, taşın altına elimizi koymamız gerekiyor. Çünkü ateş sadece düştüğü yeri değil, vicdan sahibi hepimizin yüreğini dağlıyor. Daha çok farkında, daha duyarlı, daha hassas olmaya ve davranmaya ihtiyacımız var. Zamanında ve gereğinde üstümüze düşeni layıkıyla yapma iradesini gösteremezsek, şikayet ya da zorluğumuzun peşinden koşmazsak keşkelerimiz, pişmanlıklarımız, kayıplarımız ne yazık ki hiç bitmeyecek.

Bulunduğumuz şu noktada daha iyi bir toplumda yaşayabilmemiz için, evlatlarımızın kaldırımlarda özgürce yürüyebilmeleri için hepimize sorumluluk düşüyor. Başak için çok geç ama başka Başaklar ve sevenleri bu acı bedeli ödememeli.

Kavganın, şiddetin ve çatışmanın yerine anlayışı ve hoşgörüyü, kabalığın yerine nezaketi, öfke ve nefretin yerine sevgi ve saygıyı, bencillik ve umursamazlık yerine iyilik severlik ve sorumluluk duygusunu, ayrımcılık yerine eşitliği, fevrilik yerine sağduyuyu koyabilme gayret ve çabası içinde olmalıyız. Eğer bunu yapabilir, bunu başarabilirsek, o zaman bu güzel kızımız biricik hayatını boş yere vermemiş, tam tersine her insan hayatı gibi kıymetli ve kutsal olan bu hayat, her şeyden büyük ve önemli anlam kazanmış, yine kıymetli ve kutsal bir amaca adanmış olacak.

Eğer kendimizden başlayıp, bu değerleri ailemize, çevremize, konu komşumuza ve topluma aktaramazsak insanların sokaklarda önüne geleni öldürdüğü bir toplumun sorumluluğunu taşıyor olacağız. 

Acımız, üzüntümüz, korkumuz, endişemiz çok büyük. Başak Cengiz'e Allah'tan rahmet, kederli ailesine, nişanlısına, yakınlarına baş sağlığı, gani gani sabır ve dayanma gücü dilerim"

Eylem sırasında "Kadın cinayetlerini durduracağız", "Kadın cinayetleri politiktir", "Asla yalnız yürümeyeceksin", "Başak için sessiz kalmıyoruz" sloganları atıldı. Eylem, okunan basın açıklamasının ardından olaysız bir biçimde sona erdi.