47d62e28-7e27-48da-b559-7b29c931a2d9

 

 

İstanbul Barosu TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu – DİSK, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu – KESK, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Diş hekimleri Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Geleceğimiz İçin Muhasebe Yap Platformu, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği 31 Mart Yerel Seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilen CHP Adayı Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının elinden alınması ve halkın kendi iradesinin hiçe sayılması üzerine tekrar kararı alınan seçimler için, haftalardır demokrasi nöbeti altında birleşmişlerdi. Demokrasi nöbetine devam eden  emek ve meslek örgütleri demokrasiden yana aldıkları tavırları üzerine basın açıklaması yaptılar.

 

 

Adalet, demokrasi ve vicdan adına kaygılı olduklarını dile getiren  emek ve meslek örügütlerinin basın toplantısında şunlar kaydedildi: "Yüksek Seçim Kurulu tarafından 6 Mayıs 2019 tarihinde alınan karar ile, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine ve yenileme seçiminin 23 Haziran 2019 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Bu karar, hukukun evrensel kabule ulaştırılmış temel ilkelerinden, Anayasadan, kanundan ve bizzat YSK'nın kendi içtihatlarından temellenmek yerine, siyasal iktidarın baskılarıyla alınmıştır. Aynı zamanda AKP'nin Genel Başkanı sıfatını da taşıyan Sayın Cumhurbaşkanı'nın karar öncesindeki ifade ve üslubu kararın bu yönde oluşmasındaki en önemli etkendir.

 

Nitekim, çok da merak etmediğimiz ve  ancak dün açıklanabilen YSK'nın gerekçeden yoksun gerekçeli kararına egemen olan yaklaşımların hukuksal temellerden kopuk içeriği de, bize seçimin değil, bu kararın şaibeli olduğunu anlatması bakımından yeterli olmuştur.

 

"ADALET DEMOKRASİ VİCDAN ADINA KAYGILIYIZ"

 

Bu yaklaşımlardan hareketle,  yaşadığımız sorunu değerlendiren Meslek Odaları, Sendikalar ve Kuruluşlar olarak, ağır bir vicdan muhasebesi ile karşı karşıya olduğumuzu saptamak suretiyle, adaletsizliğin ulaştığı boyut itibariyle ciddi tehditler altında bulunan demokrasimiz için dayanışma kararı almış bulunmaktayız.

 

Bu sorun bizim açımızdan öncelikle adalet arayışını zorunlu kılmıştır. Yargının bağımsız ve tarafsız olması gerekirken, giderek siyaset stratejilerinin taktik alanı olarak kullanılması, sadece yargıda değil, yurttaşların adalete dair güven ve inançlarında da ciddi kayıplara neden olmaktadır. YSK kararı, yaşamakta olduğumuz bu adalet yitiminin, sandığa düşen payından başka bir şey değildir. Meslek Odaları, Sendikalar ve Kuruluşlar olarak, yurttaşları arasında en küçük bir ayrım yapmayan, hiçbir yerden emir ve talimat almayan, hukuku ve vicdanı pusula sayan bir yargı sistemi ile bu sistemi uygulayacak yargıçlar istiyoruz. Hukuksuzluğun yargı eliyle meşrulaştırıldığı bir geçmişle mücadele ederken, bu anlayışın ve uygulamaların geleceğe de taşınmasına seyirci kalmayacağız.

 

Adaletsizliğin kök saldığı bir ortamın, demokratik kurum ve kurallara sahip olamayacağını bellemiş bütün bileşenlerimiz, içinde bulunduğumuz zaman diliminin, demokrasimiz açısından da ciddi tehditler taşıdığı kanısındadır. Uzun bir süreçten bu yana, bizzat iktidar odaklı hak ihlalleri ve bu ihlallere yönelik olarak takınılan antidemokratik tavır, çok ciddi kaygıları beslemek için yeterli iken, bu kez de YSK tarafından seçimlerin yenilenmesine yönelik olarak alınan bu karar, demokrasinin en temel enstrümanı olan sandığa kadar vardırılan bir tehdidi ifade etmektedir. Aynı YSK’nın seçilmiş 6 Belediye Başkanı ve 56 Belediye Meclis Üyesi için KHK ihracını gerekçe göstererek verdiği karar da aynı tehdit içeriklidir. Çünkü bu kararlarla sandığın işlevi kısıtlanmış, "değiştirme" özelliği yitirilmiştir. Bu yitimin, giderek hangi sonuçları doğuracağını benzer ülkelerdeki deneyimlerle gözleyen Bileşenler olarak, gidişata müdahale etmeyi varlık nedenimiz diye tanımlamaktayız. Uğrunda mücadele verme kararlılığını sergilediğimiz demokrasimizi feda edersek, geleceğimizi biçimlendirme hakkımızın kalmayacağını biliyoruz.

 

Ve nihayet bu birlikteliğimiz, özü itibariyle vicdanlara da seslenmektedir. Kararı savunmaya çaba gösterenlerin mahçup ifadelerinde tatmin aramak yerine, vicdanı örgütlemeyi amaçlayarak, onyıllardır uğraş verdiğimiz demokrasimizin halk eliyle gelişen ferasetine çıkış aramaktayız. Bu bağlamda, sorunu siyasal partiler temelinden kopararak yurttaşların vicdanına terketmeyi, herkesin vicdan muhasebesi yapması gerektiğini vurgulamayı, sorumluluk aldığımız görevlerin gereği sayıyoruz.

 

Sonuç olarak, demokrasimizin tarihin hiçbir evresinde olmadığı kadar ciddi bir tehdit altında olduğunu, 23 Haziran seçimlerinin sadece bir Belediye Başkanı seçimi olmadığını, onun ötesinde anlamlar taşıdığını saptayan Meslek Odaları, Sendikalar ve Kuruluşlar olarak, demokrasi için dayanışma kararı aldığımızı duyuruyoruz.

 

Bu uğurda toplum kesimlerinin ayrıştırılmadan, ötekileştirilmeden sevgi ile bütünleşmesini sağlayacak bir dayanışmadan söz ediyoruz. Bu mücadelemizi geleceğe taşımak ve birliktelik sağlamak konusunda kararlıyız. Vicdan, adalet ve demokrasi ekseninde buluşmanın, sadece bu değerleri korumakla kalmayacağını, bizi çağdaş ve özgür dünyaya taşıyacak temel birliktelik olacağını biliyoruz. Herkes için adalet, herkes için vicdan, herkes için demokrasi talep ediyoruz."